KESK ve Eğitim İş bordro yaktı

Memurlara yönelik zamların belli olmaması nedeniyle KESK ve Eğitim İş Manolya Meydanı'nda eylem yaparak bordrolarını yaktılar.

KESK ve Eğitim İş bordro yaktı

KESK ve Eğitim İş bordro yaktı

Memurlara yönelik zamların belli olmaması nedeniyle KESK ve Eğitim İş Manolya Meydanı’nda eylem yaparak bordrolarını yaktılar. Memurlara 2012 yılında yapılacak zamların belli olmaması nedeniyle KESK ve Eğitim İş Manoya Meydanında ayrı saatlerde eylem yaparak ellerindeki bordroları yaktılar. KESK’in eylemine BDP İLE ÖDP de destek verdi.  2011 yılı sonundan itibaren peş peşe gelen zamların, artan vergi oranları, düşük ücretle ve esnek çalışmanın yaygınlaşması, iş güvencesinin ortadan kaldırılmak istenmesi ve son olarak kamu emekçilerine grevsiz toplusözleşme dayatılması gibi adımların yoğunlaştırıldığını söyleyen KESK Dönem Sözcüsü Serpil Deniz, “Yıllardır uygulanan ekonomik politikalar, özellikle sağlıkta yaşanan katılım payı ve diğer uygulamalar, hak gaspları, paralı eğitim uygulamaları, ekonomik krizin giderek ağırlaşan yansımaları ve diğer sorunlar, kamu emekçilerinin öfkesini arttırmıştır. Türkiye’de kamu emekçilerinin, işçilerin ve emeklilerin her geçen gün ağırlaşan yaşam koşulları, hükümetin emek ve emekçi düşmanı politikaları ile giderek daha da zorlaşmaktadır. 2011 enflasyon rakamı, kesinlikle halkın enflasyonunu ifade etmemektedir. Benimsenen enflasyon sepeti nedeniyle 2011 enflasyonu yüzde 10, 45 çıkmıştır. Oysa halkın en çok tükettiği temel tüketim mallarındaki fiyat artışları açıklanan resmi rakamın en az iki katı kadardır. Bu nedenle 15 Ocak’ta maaşlarımıza yansıtılacağı ifade edilen 2,68’lik “enflasyon farkı” gerçekçi değildir. Her yıl Ocak ayında yapılması gereken ücret zammı, toplusözleşme yasası henüz yasalaşmadığı için 2 milyonu aşkın kamu emekçisi ve aileleri mağdur edilmiştir. Hükümet grevsiz toplusözleşme yasasını çıkarmasını bilinçli olarak geciktirmekte ve yasada kendi çıkarları doğrultusunda değişiklikler yaparak kamu emekçilerini daha da mağdur etmek istemektedir. 1 Ocak 2012’de başlayan zorunlu GSS ile sağlık alanında yaşanan ticarileştirme uygulamalarının son halkasının  da tamamlanmak istendiğini belirten Serpil Deniz, “Sağlığın kamusal niteliklerinin ortadan kaldırıldığı, sağlık hizmetlerinin sunumu ile finansmanının birbirinden ayrıldığı zorunlu Genel Sağlık Sigortası sistemi ile aylık 295 TL’den fazla geliri olanlardan çeşitli miktarlarda GSS primi tahsil edilecek olması, Ocak ayı sonuna kadar gelir testi yaptırmayanların her ay için 213 TL borlu sayılacak olması kabul edilemez. 5510 Sayılı Kanunun yasalaştığı 1 Ekim 2008 öncesinde göreve başlayan devlet memurlarının GSS primlerinin en fazla üç yıl boyunca devlet tarafından karşılanmaya devam edeceği, üç yıl içinde tüm kamu emekçilerinin maaşından yüzde 5 oranında GSS primi çalışan payı kesileceği belirtilmektedir. 1 Ekim 2008 tarihinden sonra memur olanların ise GSS priminin yüzde 7’sini devlet karşılarken, yüzde 5’i çalışanların maaşından kesilecektir. Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu tasarısında yapılan son değişiklikle, “hizmet kolu” toplu sözleşme sisteminin kamu emekçilerine uygulanmaması hükmü getirilmiştir. Tasarıda yapılan değişikliğe göre kamuda hükümetle “tek” ve “genel” toplu sözleşme imzalayacaktır. Dünyada örneği olmayan böylesi bir düzenleme ile özellikle belediyelerde yapılan sözleşmeler geçersiz hale getirilmek ve tamamen hükümet denetiminde bir sendikal rejim oluşturulmaya çalışılmaktadır. Hükümetin yapmak istediği ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın geçtiğimiz haftalarda “Toplusözleşmeyi referandumda Evet diyen Memur Sen ile yapacağız” açıklamasının bire bir örtüşmesi tesadüf değildir. Hükümet başından sonuna bütün süreci kendisinin belirlediği, “toplusözleşme” olduğu iddia edilen, ancak bize göre “toplugörüşme” düzenlemesinden bile geri olan bir düzeneği yine kendi gölgesinde büyüttüğü tek bir konfederasyon ile yapmak istemektedir. Bugüne kadar yürütülen tartışmalar ve bakanlar kurulunda taslak üzerinde yapıldığı iddia edilen değişikler KESK’i bir kez daha haklı çıkarmıştır. Bizler emek bileşenleri olarak buradan; ülkenin vicdanı ve demokrasi mücadelesinin aydınlık yüzü olarak düşündüğümüz KESK ve KESK’e bağlı sendikalarımızın şubelerine yönelik bu operasyonu şiddetle kınıyoruz. Gözaltına alınan yönetici, üye ve çalışanlarımız derhal serbest bırakılmalı, bu hukuksuz operasyonlara son verilmelidir. Hiçbir baskı ve yıldırma operasyonu bizleri; sendikal hak ve özgürlüklerin kazanıldığı, emeğin özgürleştiği, barış içinde yaşanılan demokratik bir ülke yaratma mücadelesinden geri adım attıramayacaktır. KESK olarak AKP’nin pek çok konuda olduğu gibi, 4688 sayılı yasada yapacağı değişiklikler ile ilgili dayatmalarını kabul etmemiz mümkün değildir. Hükümeti son kez uyarıyor ve gerek Anayasanın 90. maddesinin son fıkrası, gerekse altında Türkiye’nin imzası bulunan 87 ve 98 sayılı İLO sözleşmelerine aykırı hiçbir düzenlemenin tarafımızda kabul edilmeyeceğini bir kez daha belirtmek istiyoruz.” Diye konuştu. Konuşmanın ardından ellerindeki bordoları yaktılar.  KAMU ÇALIŞANLARI İLK KEZ ZAM ALMADAN YENİ YILA GİRDİ Cumhuriyet tarihinde ilk kez kamu çalışanlarının maaş zammı almadan yeni bir yıla girdiğini kaydeden Eğitim İş Şube Başkanı Necdet İnce, “ 10 yıldır yaptığı uygulamalarla, kamu çalışanlarını açlık sınırına yakın bir ücretle yaşamaya mahkum eden AKP iktidarının bu uygulaması bizlere ‘’Hayaldi gerçek oldu ‘’ dedirtmiştir. Kamu çalışanlarının 2012 Ocak maaşlarına, yalnızca 2011 yılı enflasyon farkı olan yüzde 2.7 oranında bir zam yapılmıştır. Bu rakam bile enflasyon farkını gerçek anlamda yansıtmamaktadır. Hükümetten bağımsız kurumların verileri bu rakamın üzerindedir. Gerçek yaşamda yoksul halka kitlelerine yansıyan enflasyon oranı ise çok daha yüksektir. Ayrıca ekonomik büyümenin getirdiği refah payı da kamu çalışanlarına yansıtılmadığı için, maaşlarımızda gerçek anlamda gerileme yaşanmıştır. Anayasa değişikliği üzerinden 16 ay geçmesine rağmen toplu sözleşmenin yasal alt yapısı hazırlanmadığı gibi, geçici bir maaş zammı oranı konusunda da herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Ama bunun yanında pek çok konuda, kamu çalışanlarının ekonomik ve özlük haklarını gerileten kanun hükmünde kararnameler çıkartılabilmiştir. Kamu çalışanları geleceklerini yakından ilgilendiren bu düzenlemelerde, ne yazık ki taraf olamamışlardır. Toplumsal muhalefetin en önemli güçleri olan emek örgütlerini, aralarındaki farklılıkları bir yana bırakarak birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Biz bu çağrımızı 30 Aralık tarihinde Memur Sen’de dahil tüm konfederasyonlara yazılı olarak yaptık. Umarım çağrımıza olumlu cevap verilir. Bu dönemde emek örgütü olma iddiasını taşıyan bütün konfederasyon ve sendikalara düşen görev, kamu çalışanlarının sesine kulak vererek, AKP iktidarının, emeği yok sayan politikalarına karşı birlikte bir eylem ortaya koymak olmalıdır. Bu anlamda siyasi iktidarın kamu çalışanlarını yok sayan, onları açlık ve yoksulluğa sevk eden politikalarını, bordrolarımızı yakarak protesto ediyoruz” dedikten sonra ellerindeki bordoları yaktılar.  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.