KAMYONCU DEHŞETİ YAŞAYAN BİR AİLENİN HUKUK SAVAŞI

Kaza 20 Temmuz 2011 tarihinde meydana geldi. Sabuncubeli civarında kamyonun arkadan çarpıp sürüklediği otomobil takla atıp yolun altına savruldu. İkiz kızlarının yaralandığı kazada baba Nevzat Yükselen, kendilerine o dehşeti yaşatan kamyon şoförünün peşine düştü.

KAMYONCU DEHŞETİ YAŞAYAN BİR AİLENİN HUKUK SAVAŞI

KAMYONCU DEHŞETİ YAŞAYAN BİR AİLENİN HUKUK SAVAŞI

Kaza 20 Temmuz 2011 tarihinde meydana geldi. Sabuncubeli civarında kamyonun arkadan çarpıp sürüklediği otomobil takla atıp yolun altına savruldu. İkiz kızlarının yaralandığı kazada baba Nevzat Yükselen, kendilerine o dehşeti yaşatan kamyon şoförünün peşine düştü.   MURAT YALÇIN Manisa ile İzmir arasında bir çok feci kazaya sahne olan, onlarca insanın ölümüne sebep olan Sabuncubeli mevkiinde geçtiğimiz Temmuz ayında çok dramatik bir kaza meydana gelmişti. İzmir'den Manisa'ya giden Cem Ö. (37) yönetimindeki 09 BH 774 plakalı kamyon, Karakoca yol ayrımında, freninin boşalması sonucu, Nevzat Yükselen'in (46) kullandığı 34 TL 0777 plakalı otomobile çarptı. Cem Ö. ve Nevzat Yükselen ile otomobilde bulunan Arzu (38), ve ikiz kızları Yağmur (11) ve Zeynep Yükselen (11) yaralandı. Yaralılar, Merkez Efendi Devlet Hastanesi ile Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldı. DEHŞETİ HİÇ UNUTMADILAR  Kazanın ardından kızlarını kendi elleriyle hurdaya dönen aracın içinden çıkaran Baba Nevzat Yükselen, İstanbul’a döndükten sonra işin peşini bırakmadı. Baba Yükselen o gün yaşadıklarını manisahaberleri.com’a şöyle anlattı:   “11 yaşında ikiz kızları olan 4 kişilik bir aileyiz. 20.7.2011 tarihinde tatil dönüşü İzmir’den Manisa istikametine giderken Sabuncubel denilen yokuşta ailece çok kötü bir kaza geçirdik. Son senelerde araba ile hiç tatile gitmemiştik. Her zaman uçak ile tatile giderdik, fakat uçak yoğunluğu çok olduğundan yer sıkıntısı yaşadık. Araba ile tatile çıkmayı planladık. 4 günlük hoş bir tatilin arkasından ailemizi kötü bir sürpriz bekliyordu. Yukarıda bahsettiğim mevkide yokuş aşağı sağda reklam tabelası çalışmaları olduğundan yol tek şeride inmişti. Herkes 40-50 kilometre hızla gidiyordu. Önde polis aracı duruyordu. Saat 16.00 gibiydi. Ben de aracımı yokuş aşağı yavaş bir şekilde kullanıyordum. Bir anda ortadaki aynamdan kamyonun çok hızlı bir biçimde üstümüze geldiğini görmem 1-2 saniyeyi bile bulmamıştı. Bizim arabaya yapışmış devamlı sürüklüyordu. Saniyeler o kadar uzun gelmişti ki; sanki saatlerce sürmüştü. Gaza kuvvetli bir şekilde basıp arabanın önünden kurtulmak istiyordum. Fakat bir türlü beceremiyordum. Gözümün önümden devamlı ailem geçiyordu, arabanın içinde devamlı onlara sesleniyordum. Eşim ve çocuklar korku içinde bağırıyorlardı ve bir anda arabanın arkasından çocuklardan hiçbir ses gelmiyordu. Korku içindeydim. O anda hiçbir şey düşünemiyordum. Kamyonun önünden kurtulup takla attıktan sonra asfalt ile kaldırım arasındaki refüje düşüp araba durdu. Ben ve eşim şuursuzca ilk başta arabanın arkasındaki çocuklarımıza dönüp onları arabadan çıkarmaya çalışıyorduk. Onlar bizim için çok çok kıymetliydiler. Eşim devamlı “kurtar onları Nevzat” diye bağırıyordu. İlk bakışta çocuklar arka parçalanmış koltuk ile ön tarafta bulunan kol dayama yerlerine sıkışmış durumdaydılar. Önce Yağmur’u aradan kucağımda alıp çıkarıp annesinin kucağına verdim. Annesi ise kendisi yaralı olduğu halde baygın kızımızı kucağında tutuyordu. Tekrar arabaya girdiğimde ise Zeynep’imi çıkartmaya çalıştım. Sanki Allah onu ufacık bir noktada çerçevelemiş sığacağını inanamadığım bir arada kalmıştı. Hemen onu da çıkardım. O sırada sağdan soldan herkes yardıma koşuyordu. İki kızımda baygındı. Kucaklarımızda tutup acilen ambulans çağırmaları için oradakilere sesleniyorduk. Zeynep’im in alnı çok derin biçimde açılmış, hiç düşünmek istemediğim kötü düşünceler içinde bağırıyordum. Ambulansın gecikebileceğini beynimden geçirirken kızımı oradan başka birisinin kucağına verip arabanın arkasından ilk yardım çantasını alıp kızımın kanayan kısmına pansuman yapmak istedim. Sıcaklık dışarıda 40 dereceydi. Kızımı asfalta koyamazdım. Derisi yanardı. Bagaj kısmına gittiğimde kazanın büyüklüğünü daha iyi anladım. Çünkü bagaj diye herhangi bir şey kalmamıştı. Bagajın içindekiler bütün caddeye dağılmışlardı. Ve ambulans geldi. Manisa Devlet Hastanesine götürdüler. Yağmur’umun bir iki dişi kırılmış ve çenesinde çene kırığı vardı. Zeynep’e ise estetik dikişle kanamayı durdurduktan sonra alnına 38 dikiş atmışlardı. Operasyona girerken kızım, ben ve doktor girdik. Doktor hanım kızıma nasıl işlemler yapacağını, çok az acıyacağını, gerekirse istediği kadar bağırabileceğini söyledi. Kızımın alnı dikilene kadar avucumun içinde “minik elleri” duruyordu. KAMYON ŞOFÖRÜ HİÇ ARAMADI Operasyon bitmişti. Ailece hayatımızı kurtarmıştık. Kazadan bir iki gün sonra İstanbul’a evimize dönmüştük. Allah iki yavrumuzun canını ve eşimin canlarını bağışlamıştı. Fakat senelerce kamyon şoförünün sebep olduğu kaza kızıma her baktığımda aklıma gelecekti. Onların da aklına gelecekti. Rapor tutulurken kamyon şoförü ise her türlü yalandan kaçınmıyordu. Frenim patladı deyip, 4 kişilik bir ailenin yok olmasına sebep olabilecek kazada yalan söyleyebiliyordu. Freni patlayan bir kamyon şoförü, yokuş aşağı inişte farlarını açmaz, hiç selektör yapmaz, hiç korna çalmaz mı? Freni patlamış cep telefonuyla polise haber vermiş bu kadar uzun bir işlemi yapabilmiş fakat korna çalmayı akıl edememiş. İnandırıcı değil çünkü hastanede tutulan adli raporun 1 suretini almaya gittiğimde polise böyle bir ihbar gelmediğini öğrendim. Şimdi 17.1.2012 tarihinde mahkememiz var. O tarihte ki polise gelen telefon çağrılarını Hakim Bey’den rica edeceğim. Ayrıca freni patlayan kamyon şoförleri bu yokuşta kamyonlarını sağa veya sola yatırırmış, herhangi bir arabanın üstüne sürmezlermiş. Kamyon şoförünün arkadaşları hastaneye ilk gece gelmişlerdi telefonumu alıp kendi telefonlarını verdiler. Lakin kazaya sebebiyet veren, 4’te 4 raporda kusurlu olan kamyon şoförü, kazadan sonra bir kere aramaya, geçmiş olsun telefonu açmaya bile tenezzül etmedi. DURUŞMA 17 OCAK’TA Türkiye’nin her noktasında yol hatalarından, büyük araçların sebep olduğu kazalardan dolayı aileler yok oluyor veya ailelerde ömür boyu onarılması zor izler kalıyor. Milyonlarca insanımız Trafik kazalarında can veriyor. Bunlara sebep olanlar cezasız kalmasın. İnsana silah doğrultup ateş edip öldürürsünüz, katilsinizdir; hapiste senelerce yatarsınız. Kamyon ile insanların ölmesine, ailelerin yok olmasına sebep olursunuz cezanız 1,2 ay belki hapis cezasıdır. Artık adalet bu konuda adil işlesin. Ölüme sebebiyetten hakimler karar verebilsin. 17 Ocak’ta Manisa’da duruşmamız var. Manisa halkının bana ve aileme destek vermesini, bu katilin cezasını alması için seslenmesini rica ediyorum. AİLEM NE DURUMDA MI? Kazadan hemen sonra Yağmur kızımı, 4-5 doktora getirdim. Filmler, kontroller. Ameliyat diyen doktorlar, çenesini hareketsiz kılalım diyen doktorlar, v.b. gibi. Bütün kriterleri göz önünden geçirdikten sonra 3 ay boyunca çenesini hareketsiz kılmak suretiyle sadece sulu şeylerle beslenerek, bu arada sevdiği şeyleri yiyemediği için üzerinde bir asabiyet oluşan kızım, geceleri ara sıra korkulara dalan, geceleri wc ihtiyacında olduğunda yatağından bize seslenen bir sonuç. Eşim ise halen ara sıra kaza anını yaşayan, donup kalan, devamlı kızımı kurtar Nevzat yalvarışları içerisinde ve her küçük kızımın suratına baktığında durgunlaşan, o anı hatırlayan, bakmaya kıyamadığımız kızımızın o alnındaki kötü hatırayı görüp, psikolojisi bozuk ve ne zaman düzeleceği belli olmayan bir eş… Zeynep kızım, şirin ve cesaretli kızım, uzun bir süre alnındaki dikişlerle hayatını sürdüren, dikişleri alındıktan sonra devamlı onarıcı giderlerle alındaki izini azaltmak, arkasında olan seslerden aşırı korkan, bir yerde ses oldu mu hemen kontrolünü kaybeden ve devamlı aynalarda alnını kontrol eden Şirin kızım. Peki benim durumum kızlarım ve eşim yanımda olduğundan her gün dua ve Zeyno’şuma baktığımda bütün ciğerlerimin yandığını hissediyorum,doğduğu günü hatırlıyorum 7 aylık doğmuştu, doğuma İstanbul dışında yakalanmıştık.Doğduğunda ağlamamıştı,sesi 20-25 saniye sonra geldi. Ciğerleri çalışmıştı… O zaman da 20 gün çocuklarım yaşam küvezlerine konmuşlardı. Üzüldüğümü belli etmek istemiyorum. Olan olaylardan onları uzaklaştırmak, dikkatlerini başka şeylere yönlendirmek istiyorum… Fakat sessizce bir yerde oturup geceler boyu ağladığımı biliyorum. Onlara bir şey olsaydı yaşayamayacağımı biliyorum. KAMYON ŞOFÖRÜ; SANA SESLENİYORUM Şimdi sana sesleniyorum, kamyon şoförü; ismini biliyorum ama o ismini ağzıma bile almak istemiyorum. Aynı şeyi sen düşün, aileni düşün ve bunların başına geldiğini düşün. Bir daha düşün… Aileni düşün…. Dostlarını düşün….Sevdiklerini düşün… Akrabalarını düşün… Bunları düşündükten sonra kamyon sürmeye devam edebilecek misin? Zaten kamyon kullanmaya devam ediyorsan sen bir katilsin ve asla sende bir vicdandan bahsedilemez. Ve sen bir zavallısın…” 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.