İSRAİL'E KAFA TUTMAK?

Amerika Birleşik Devletleri'nin ikiz kardeşi İsrail, kuruluşundan beri Ortadoğu siyasetini belirleyen olayların hemen hepsinde başrol üstlenmiştir.

İSRAİL'E KAFA TUTMAK?

İSRAİL'E KAFA TUTMAK?

Amerika Birleşik Devletleri’nin ikiz kardeşi İsrail, kuruluşundan beri Ortadoğu siyasetini belirleyen olayların hemen hepsinde başrol üstlenmiştir.

“Vaadedilmiş topraklarına” kavuşmak uğruna, her yolu denemiş, her türlü hukuk dışılığı mübah saymıştır.   İsrail, “Yahudilerin devleti” olduğu için de, kendilerine yapılan her türlü eleştiriyi, antisemitizm suçlamasıyla savuşturmayı ilke edinmiştir. Günümüzde İsrail’in uygulamalarını yermek, neredeyse Yahudi düşmanlığıyla eş tutulmaktadır. Yaptıkları her şeyin yanına kar kalması, ABD’nin her koşulda desteğini almaları, Birleşmiş Milletler’in kendileri hakkındaki hemen hiçbir kararına uymamaları, İsrail’i giderek daha fazla cüretkar yapmış, dünya uluslar ailesinin “şımarık” bir çocuğu haline getirmiştir. Özellikle 60 yıldan fazladır süren Arap-İsrail çatışmaları ve Filistin sorunundan aldıkları kazançlar İsrail’i iyice “bildiğimi okurum” havasına sokmuştur.   Peki, herhangi bir ülkenin İsrail ile diplomatik, ekonomik, hatta askeri çatışmayı göze alması doğru mudur? İsrail’e cephe almak aynı zamanda ABD’ye cephe almak mıdır? Yahudi lobisiyle karşı karşıya gelmek midir? Ya da tersten soralım, İsrail’e dur denmeli midir, nasıl denmelidir? **   İsrail 1948’de bağımsızlığını ilan etti ve onu ilk tanıyan ülke ABD oldu! Bu güne kadar ABD, Birleşmiş Milletler’in İsrail’i eleştiren 32 kararını veto etti! ABD, her yıl İsrail’e 3 milyar dolar yardım yapıyor! İsrail’in nükleer silahlarına ABD ses çıkarmıyor, zaten 2002’de Birleşmiş Milletler’in silahsızlanmayla ilgili kararını sadece ikisi veto etmişti!   ABD’nin neredeyse kayıtsız şartsız İsrail’in yanında olmasını çeşitli gerekçelere bağlayanlar var. En çok öne çıkanı da Yahudi lobisinin gücü. ABD nüfusunun sadece yüzde 3’ünü oluşturmasına rağmen, her alanda örgütlü olan Yahudi toplumunun Amerikan yönetiminin kararlarını yönlendirdiği en yaygın inanış.   Çünkü ABD, Arap dünyası ile ilişkilerini olumsuz etkilemesine rağmen, ülkesini terör hedefi haline getirmesine rağmen, uluslar arası camiada sıkıntıya düşmesine rağmen İsrail’i desteklemekten vazgeçmiyor! Öyle ki, 1967’deki Altı Gün Savaşları’nda, İsrail, Amerikan savaş gemisine saldırıp 34 Amerikalının ölümüne yol açtı, buna rağmen bu destek hiç azalmadı! **   İsrail’in nüfusu 7 milyon... Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki Müslüman nüfus 315 milyon! Bölge nüfusuna oranı % 2!   Güçlü olmanın sayıdan geçmediğinin en iyi kanıtı İsrail devletini kuran Yahudilerdir.   Şunu teslim edelim ki, devletlerini kurana kadar, tarih boyunca Yahudi toplumu oradan oraya sürülmüş, toplu katliamlara maruz kalmış, çekmedikleri eziyet kalmamıştır. Belki de bu yüzden örgütlü olmaya, güçlü noktalara sahip olmaya çok önem vermişlerdir. Keşke mazlum olmanın zalim olmayı haklı çıkarmadığını da “İsrail Devleti” bilebilseydi... **   Dünya nüfusu 6,5 milyar... Yahudi nüfusu 13 milyon! Dünya nüfusuna oranı % 0,2!   Bu 13 milyonun yaklaşık 5,5 milyonu İsrail’de, bir o kadarı ABD’de yaşıyor! Diğerleri de dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış durumdalar. 2006’ya kadar İsrail’deki Yahudi nüfusu ABD’dekinden azdı. 2006’da tarihte ilk defa İsrail’deki Yahudilerin nüfusu ABD’dekilerle eşitlendi ve bu olay İsrail için özel bir anlam içerdi.(Şalom Gazetesi, 25 Ocak 2006) **   ABD, Fransa, İngiltere ve daha birçok batılı devlet, İsrail ile ilişkilerini bozmuyor, bozmak istemiyor, aksine birçok uygulamasına da arka çıkıyor. 198 üyeli Birleşmiş Milletler de çoğu zaman kendi çalıyor, kendi söylüyor... **   İsrail’in günümüzde elini güçlü kılan en önemli şeylerden biri, bölgede Araplarla girdiği her savaştan kazançlı ve topraklarını genişleterek çıkmasıdır.   1948’de İsrail Devleti’nin kuruluşu ilan edildikten 24 saat sonra Mısır, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Irak orduları İsrail topraklarına girdiler. Sonuç? İsrail savaştan, topraklarını neredeyse yarısı kadar arttırarak çıktı!   1967’de bu kez Mısır lideri Nasır, İsrail’in defterini dürmek için kolları sıvadı. Diğer ülkelerin de desteğini aldı. Sonuç? Savaş sadece 6 gün sürdü! (Bu yüzden Altı Gün Savaşları deniyor.) 300’den fazla Mısır uçağı daha havalanamadan İsrail hava kuvvetleri tarafından imha edildi! İsrail sınırlarını altı günde iki buçuk kat genişletti, Kudüs’ü sonsuza kadar bölünmez başkent ilan etti!   2006’da Lübnan’da konuşlanan Hizbullah örgütü 2 İsrail askerini kaçırıp 8askeri de öldürünce İsrail-Lübnan Savaşı başladı. Sonuç? Bir aylık savaş sonunda 1000’den fazla Lübnanlı sivilin ölümü, harabeye dönen Beyrut, 2,5 milyar dolar maddi kayıp!   Ve hepsinin sonunda da tabi, Birleşmiş Milletler’in, hiçbir yaptırımı sağlayamayan açıklamaları, kararları, tavsiyeleri vs... **   İsrail asla sadece İsrail değildir! Bu “şımarık çocuğa” elinizi kaldırdığınız anda arkasına birkaç mahallenin çocuğunu toplayacağından emin olabilirsiniz!   Peki yapılanlara dur denmemeli midir? Elbette denmelidir! Kendimiz için değil tüm dünya ailesi için dur denmelidir.   Kafa tutmaktan değil kafa yormaktan geçiyor çözüm. Yalnız bizim değil, birçok ülkenin başında olan sorunu da yine birçok ülkeyle birlikte çözme yoluna gitmeliyiz. Unutmayalım, Hiçbir terslik tek başına gelmez!   Asım Uslu 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.