HUKUKTA "ARABULUCU" KRİZİ

Manisa Hukukçular Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Gürhan Onat, Arabuluculuk yasası konusunda dikkat edilmesi gereken hususlara dikkat çekti. Onat, "Arabulucu bilirkişi değildir" dedi

HUKUKTA

HUKUKTA “ARABULUCU” KRİZİ     

Manisa Hukukçular Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Gürhan Onat, Arabuluculuk yasası konusunda dikkat edilmesi gereken hususlara dikkat çekti. Onat, “Arabulucu bilirkişi değildir” dedi

Manisa Hukukçular Derneği Başkanı Gürhan Onat unları söyledi: “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı mahkemelerdeki iş yükünü hafifletmek, ihtilafları daha hızlı ve dostane yöntemlerle çözüme kavuşturabilmek için, mahkeme dışı çözüm yollarından arabuluculuk kurumunu hukuk düzenimize getirmektedir. Arabuluculuk, uluslararası nizama uygun, biz hukukçuların da istediği olumlu bir yasal düzenlemedir. Ancak, tasarıda hukukçu olmayanlara da 100 saatlik ek hukuk dersi almaları halinde arabulucu olabilme imkânı getirilmiştir ve bu büyük bir hatadır. Kanaatimizce, Kanun Koyucu ’nun böyle bir yanılgıya düşmesinin ardındaki temel sebep, arabulucunun bilirkişi ile karıştırılmış olmasıdır. Oysaki arabulucu, uyuşmazlığı hukuki bakımdan idare edecek, gerektiğinde bilirkişiden de görüş alacak hatta kolluktan da yardım talep edebilecek, bir nevi yargıç görevi üstlenecektir. Arabulucu bilirkişi değildir.”

YALNIZCA HUKUKÇULAR ARABULUCU OLMALIDIR!

Onat sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabildikleri tüm özel hukuk uyuşmazlıkları arabuluculuk yasa tasarısı kapsamındadır. 100 saatlik hukuk dersi ile hukuku öğrenmenin imkânsız olduğu ispata muhtaç değildir. Hukuki uyuşmazlıklarda arabuluculuk yapacak kişiler yalnızca hukukçular, hatta az da olsa mesleki deneyimi olan hukukçular olmalıdır. Bunun sebebi çok basittir: Her iş ehil kişiler tarafından yerine getirilmelidir “ dedi

HRANT DİNK KARARINA TEPKİ

Onat, Hrant Dink kararı hakkında; İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararın kamu vicdanını derinden yaraladığını söyledi. Onat, “Mahkeme savcısının açıkça medyaya yansıyan beyanlarında da belirttiği üzere; dosya içeriğinden örgütsel derin bir yapının cinayetin arkasında olduğu çok net bir şekilde ortadadır. Ancak, mahkeme heyeti bu hususu değerlendirmemiş ve  kararına esas teşkil ettirmemiştir. Taksim meydanında on binlerin buluştuğu protesto eylemi karara karşı kamuoyunun nasıl derinden yaralandığını açıkça göstermiştir.  Yargıtay bu kararı muhakkak düzeltmelidir. Aksi takdirde Türkiye de derin yapılanmaların önü alınamaz. Bu konuda biz hukukçulara da kamuoyunu aydınlatmak adına çök büyük ve önemli görevler düşmektedir “ dedi.

 

 

 

  


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.