HIDDINK TRİLİNK!

Milli Takımımızın, Hırvatistan'a elenerek Avrupa Şampiyonası'na katılamaması nedeniyle teknik direktör Guus Hiddink ile yollar ayrılacak. manisahaberleri.com'un baş yazarı Asım Uslu, aylar önce yazdığı "HİDDİNK TRİLİNK" başlıklı yazıyla bugün gelinen noktaya o zaman dikkat çekmişti.

HIDDINK TRİLİNK!

 

 

,

HIDDINK TRİLİNK! 

Milli Takımımızın, Hırvatistan'a elenerek Avrupa Şampiyonası'na katılamaması nedeniyle teknik direktör Guus Hiddink ile yollar ayrılacak. manisahaberleri.com’un baş yazarı Asım Uslu, aylar önce yazdığı “HIDDINK TRİLİNK” başlıklı yazıyla bugün gelinen noktaya o zaman dikkat çekmişti.  

Türk Futbolu bir kez daha hayal kırıklığı yaşadı. EURO 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası play-off'larında Hırvatistan'a ilk maçta 3-0 yenilen, ikinci maçta da 0-0 berabere kalan A Milli Takımımız, organizasyona katılma şansını kaybetti. Teknik direktör Guus Hiddink ile yollar ayrılacak.

BEKLENEN SON!

manisahaberleri.com’un baş yazarı Asım Uslu, 2 Haziran 2011 tarihinde yazdığı yazıyla bugün gelinen noktayı o zaman adeta tarif etmişti. Türk futbol tarihi ve dünya futbolundan örnekler veren Asım Uslu, ülke milli takımlarının yabancı teknik direktörlerle başarılı olamadığını dile getirmiş ve aynı durumun Türk Milli Takımı için de geçerli olduğunu savunmuştu. Uslu, bu alanda istatistikleri hatırlatarak, 19 Dünya Şampiyonasında kupayı kazanan ülkelerin tamamının teknik direktörlerinin kendi yurttaşları olduğunu söylemişti.

İŞTE ASIM USLU’NUN 2 HAZİRAN 2011 TARİHLİ YAZISI

ASIM USLU- HIDDINK-TRİLİNK

Gelin biraz futbol konuşalım. Avrupa Futbol Şampiyonası grup eleme maçları devam ediyor.

Siz Hiddink ile milli takımımızın büyük ve kalıcı zaferler kazanacağına inanıyor musunuz?

 

                                                           **

 

Çoğu zaman gerçekler ve doğrular yanı başımızdadır ama biz görmek istemeyiz ya da istediğimiz gibi görürüz.

Önce ‘şaşmaz bilge’ tarihe başvuralım:

 

DÜNYA FUTBOL ŞAMPİYONALARI

 

Yıl

Şampiyon

Teknik Direktör

Milliyeti

 

 

 

 

1930

URUGUAY

Alberto SUPPICI

URUGUAY

1934

İTALYA

Vittorio POZZO

İTALYA

1938

İTALYA

Vittorio POZZO

İTALYA

(1942 ve 1946 yıllarında 2. Dünya Savaşı nedeni ile turnuva düzenlenmedi.)

1950

URUGUAY

İvan LOPEZ

URUGUAY

1954

ALMANYA

Sepp HERBERGER

ALMANYA

1958

BREZİLYA

Vicente FEOLA

BREZİLYA

1962

BREZİLYA

Aymore MOEİRA

BREZİLYA

1966

İNGİLTERE

Alf RAMSEY

İNGİLTERE

1970

BREZİLYA

ZAGALLO

BREZİLYA

1974

ALMANYA

Helmut SCHÖN

ALMANYA

1978

ARJANTİN

Luis MENOTTI

ARJANTİN

1982

İTALYA

Enzo BEARZOT

İTALYA

1986

ARJANTİN

Carlos BILARDO

ARJANTİN

1990

ALMANYA

F.BECKENBAUER

ALMANYA

1994

BREZİLYA

C.A.PARREIRA

BREZİLYA

1998

FRANSA

Aime JACQUET

FRANSA

2002

BREZİLYA

L.F.SCOLARI

BREZİLYA

2006

İTALYA

Marcello LIPPI

İTALYA

2010

İSPANYA

Vicente Del BOSQUE

İSPANYA

 

Amacım, ırkçılık veya temelsiz milliyetçilik yapmak değil. Benim için yerli antrenör-yabancı antrenör ayrımı değil iyi antrenör- kötü antrenör ayrımı vardır. Ancak ulusal takımların kulüp takımlarından çok farklı anlamı ve amacı olduğunu düşündüğüm için bu konumlara getirilen kişilerin aynı ulusal duygularla yoğrulmuş olması gerektiğini düşünüyorum.

Yukarıda görüldüğü gibi, 19 Dünya Şampiyonasında kupayı kazanan ülkelerin tamamının teknik direktörleri kendi yurttaşları.

Bu tesadüf olamaz.

En iyi yol haritası tarihin kendisidir.

Bir de Avrupa Şampiyonalarına bakalım:

 

AVRUPA FUTBOL ŞAMPİYONALARI

 

Yıl

Şampiyon

Teknik Direktör

Milliyeti

 

 

 

 

1960

SSCB

G. KACHALIN

SSCB

1964

İSPANYA

Jose V. LLORENTE

İSPANYA

1968

İTALYA

F.VALCAREGGİ

İTALYA

1972

ALMANYA

Helmut SCHÖN

ALMANYA

1976

ÇEKOSLOVAKYA

Vaclav JEZEK

ÇEKOSLOVAKYA

1980

ALMANYA

J.DERWALL

ALMANYA

1984

FRANSA

Michel HIDALGO

FRANSA

1988

HOLLANDA

Rınus MICHELS

HOLLANDA

1992

DANİMARKA

R.M.NIELSEN

DANİMARKA

1996

ALMANYA

Berti VOGTS

ALMANYA

2000

FRANSA

Roger LEMERRE

FRANSA

2004

YUNANİSTAN

Otto REHHAGEL

ALMANYA

2008

İSPANYA

L.ARAGONES

İSPANYA

 

Görüldüğü gibi 13 Avrupa Şampiyonasında kupayı kazanan ülkelerin biri dışında tamamı yine kendi vatandaşı teknik direktörler ile çalışmış.

Burada istisnayı oluşturan Yunanistan’ın anti futbolunu ve onların çirkinleştirdiği 2004 turnuvasını aklı başında hiçbir futbolsever hatırlamak istemiyordur sanırım.

 

Ortada çok somut bir gerçek var. Ulusal takımlar en üst düzey başarıları kendi içinden çıkardıkları teknik direktörler ile başarmışlar. Gerçeği başka yerde aramaya gerek yok. Üstelik bizde de durum farklı değil. Biz de uluslar arası başarılarımızı Türk teknik direktörler ile yakalamışız. ,

Bakalım:

 

Türkiye A Ulusal Takımımızın Katıldığı Uluslar arası Turnuvalar:

 

AVRUPA ŞAMPİYONASI

 

Yıl

Teknik Direktör

Başarı

 

 

 

1996

FATİH TERİM

Gruptan Çıkamadık

2000

MUSTAFA DENİZLİ

Çeyrek Final

2008

FATİH TERİM

Yarı Final

 

DÜNYA ŞAMPİYONASI

 

2002                           ŞENOL GÜNEŞ                   Dünya 3. lüğü

 

Katıldığımız tüm uluslar arası turnuvalara yerli antrenörler ile gitmişiz.

Aklın yolu bir.

 

Ulusal takımlar, kulüp takımlarından farklıdır. Ulusal takımda başarıya ulaşmak için yalnız teknik, taktik, kondüsyon yeterli değildir. Ulusal bilinç ve ulusal sinerji gereklidir.

 

Dikkatli okurlar, yukarıda bir eksiklik olduğunu görmüşlerdir. Katıldığımız ilk dünya kupası organizasyonunu yazmadım; 1954 Dünya Kupası.

İlk katıldığımız turnuvaydı. Hani şu elemelerde İspanya’yı kura sonucu geçtiğimiz, yazı-tura atılırken kalecimiz Turgay Şeren’in küçük bir İtalyan çocuğu olan ‘Franko’ yu çağırarak onun “yazı” deyişini dinleyip kurayı ve finalleri kazandığımız yıl.

Finallerde Güney Kore’yi 7-0 yenip Almanya’dan iki maçta 11 gol yiyerek yurda dönmüştük.

Teknik direktörümüz kimdi?

                                                            **

 

Önce bir fıkra:

Bir Alman, bir Fransız, bir Amerikalı ve bir Karadenizli Türk, poker masasında poker oynuyorlar. Oyun dönmüş ve Türk ile Amerikalı karşılıklı restleşerek yalnız kalmışlar. Amerikalının elinde en yüksek kağıt var ( floş rua), bizimkinde ise beş benzemez!

Açmışlar kağıtları; Amerikalı “floş rua” diyerek kağıtları masaya dizmiş ve paralara uzanmış. “Hooop” demiş bizimki, kağıtlarını açmış ve “TRİLİNK!..” demiş, uzanıp bütün paraları almış.

 

Amerikalı kalakalmış, nasıl olur diye düşünmüş, ‘en yüksek kağıt bendeki olmalı’.

Ama sesini çıkarmamış, ‘demek ki’ diye düşünmüş, ‘benim bilmediğim bir kural bu, cahilliğim ortaya çıkmasın.’

Bir sonraki turda yine Amerikalı ile Türk teke tek kalmışlar, fakat bu kez bizimkinde floş rua var, Amerikalıda beş benzemez. Yine restleşmişler, bizimki açmış kağıtlarını, “floş rua” demiş, paraya uzanmış. “Bir dakika” demiş Amerikalı, “bende trilink var!.”

Bizimki paraları önüne çekerken yanıt vermiş: “TRİLİNK her oyunda bir kere olur!”

                                                            **

 

Bizim futbolumuzda da sürekli TRİLİNK yapılıyor ama yapan fıkradaki gibi uyanık Türk değil başkaları ve biz her seferinde trilinke teslim oluyoruz.

 

1954 Dünya Kupası Finallerine Milli Takımımızı götüren İtalyan teknik direktör Sandra PUPPO ileHIDDINK’in Türkiye maceralarını birbirine paralel buluyorum.

 

Türk Milli Takımını 1954 finallerine hazırlayan Puppo, 11 maçta takıma 3 galibiyet kazandırabildi.

Aynı zamanda Beşiktaş’ı da çalıştırıyordu.

Elemelerde İspanya’ya 4-1 yenildik. Rövanşta Türkiye’de 1-0 kazandık. O zamanki statüye göre averaj kuralı uygulanmıyordu, bu yüzden tarafsız sahada 3. bir maç oynandı. Roma’daki maç 0-0 bitince iş kuraya kaldı ve Franko’nun da uğuruyla diyelim, finallere gittik. Daha önce de belirttiğim gibi gruptan çıkamadan evimize döndük.

 

Aynı yıl Puppo’nun yönetimindeki Beşiktaş 3. oldu ve Puppo, ülkemizden ayrılarak başka ufuklara yelken açtı: Barcelona, Juventus...

Ama oralarda umduğunu bulamayınca 1960’da tekrar Türkiye’ye, Beşiktaş’ın başına döndü ve Beşiktaş yine 3. oldu!

Ama nasılsa “trilink ancak bir kere olur” diyen yoktu karşısında ve 1962 Dünya Kupası finallerine hazırlamak için yeniden Milli takımın başına getirildi!

Sonuç: Gidemedik!

Yetmedi, 1966 Finallerine hazırlamasını istedik.

Sonuç: Bir trilink daha! Yine gidemedik!

                                                            **  

Hiddink’e benzemiyor mu?

Hiddink 1990-1991 sezonunda Fenerbahçe’nin başına getirildi.

İlk maçta Lig’e yeni çıkan Aydınspor’a hem de kendi evinde 6-1 yenildi. O sezon Fenerbahçe en kötü sezonlarından birini yaşadı.

Sonra gitti, dolaştı geldi Milli Takımın başına.

Almanya yenilgisinden sonra açıklama yaptı:” Yenilgiyi abartmamalı, Dünya 3. süne yenildik” dedi.

Peki Azerbaycan maçından sonra ne dedi?

Açıklaması Ulusal Takımı mı yoksa kendi kariyerini mi daha çok düşündüğünü gösteriyor. Dedi ki,“Kötü oynadık, ben kariyerimde hiç iki maç üst üste yenilmedim!”

 

Ulusal bilinç, ulusal sinerji derken demek istediğim tam da bu işte.

Bize hocası iki maç üst üste yenilmemiş değil, sahadaki oyuncuları üst üste yenilmemiş bir ulusal takım ve ulusal hoca lazım!

 

Biz izin verdikçe her maç sonrası trilink kartını cebinde saklayan bir hocayla yaşayacağız. Üstelik kariyeriyle ilgili söyledikleri de gerçeği yansıtmıyor. Hiddink, daha önce iki maç üst üste yenildi, hem de iki kere, üstelik Fenerbahçe’yi çalıştırırken:

1990-1991 Sezonu:    6. hafta: Sarıyer              2-1   Fenerbahçe

                                7. hafta: Fenerbahçe       3-5   Trabzonspor

İkinci “double” ı da birkaç hafta sonra:

                               12. hafta: Gençlerbirliği    3-0 Fenerbahçe

                               13. hafta: Fenerbahçe      0-2 Galatasaray

                                                            **

 

Teknik, taktik konulara girmeye hiç gerek yok. Hiddink’in kariyeri başarılarla dolu olabilir, çok iyi bir hoca da olabilir, itirazım yok.

Konuyu ele aldığım çerçeve farklı.

Ben kulüp takımlarından farklı olarak, ulusal takımlara ulusal hocaların daha yararlı olacağını, bütün dünyada da başarının böyle geldiğini, milli takımızın da ihtiyacının kariyer değil, ulusal bilinç olduğunu düşünüyorum.

Yoksa elimizdeki floş ruaları bir trilinke teslim etmeye devam ederiz…

   

 

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.