HANGİ MEDYA?

Size iki farklı dünyadan bahsedeceğim.

HANGİ MEDYA?

ASIM USLU- HANGİ MEDYA? 

Size iki farklı dünyadan bahsedeceğim.

İki farklı bakış açısından... **   15 Ekim Cumartesi günü Kültür Sitesi Lale Salonu’nda bir panel düzenlendi. “Demokrasilerde Medyanın Gücü ve Rolü” konulu bir panel... Sitemizde panelin yapılacağını birkaç gün önce duyurmuştuk. Panel ile ilgili ayrıntılı haberi de ilgilenenler aynı gün “Medya Manisa’da Yeniden Tanımlandı” başlığı ile yine sitemizden okudular. Zaten bizden önce başka bir yerde okumanız pek mümkün değildi! Paneli düzenleyen Manşet Gazetesi Pazar günleri yayınlanmadığı için hafta sonu bu haberi size yazılı olarak ulaştıramazdı. Manşet’in internet sitesinde ise panel ile ilgili haberi ancak Pazar günü saat 16.00 gibi görebildim. Panelin moderatörlüğünü yapan Tevfik Diker’in insanları cumartesi günkü paneli izlemeye çağıran yazısı, gazetenin sitesinde Pazar günü yayınlandı! Zaten aynı yazı bir gün önce gazetede yayınlanmıştı. Ben açıkçası kendi düzenledikleri bir organizasyonla ilgili daha ayrıntılı bir dosya aradım sitelerinde ama bulamadım. **   Panele gelelim... Sitemizdeki başlığa göre medya yeniden tanımlanmış bu panelde! Panelistlerden biri, Memduh Bayraktaroğlu... Tevfik Diker’in panele çağrı yazısında “Türkiye’nin en çok okunan adamı” diye anons ettiği gazeteci-yazar. Sanırım Manisa’da pek okunmuyor ki, salonda yeterli katılım sağlanamadı! Kendisi, vaktiyle insanların kuponla televizyon almak için satın aldığı M. Ali Ilıcak’ın Akşam gazetesinde yazıyordu. Sonraki yıllarda Liberal Demokrat Parti’de gördük kendisini. Daha önemlisi tabi, Çiller’in danışmanlığını yaptı yıllarca. “Siyasetçi-gazeteci” kavramını medyamıza kazandıran isimlerden birisidir. Ona göre medya “taraftar gazetecilerden” dolayı zarar görmüş! Bu taraftar gazetecilerin başlıcaları da Emin Çölaşan, Mustafa Balbay, Uğur Mumcu imiş! Saydığı isimlerden biri bombayla havaya uçuruldu! Bir diğeri hapiste! Öteki de kovulan gazetecilerden! Uğur Mumcu’yu basına, medyaya zarar vermiş biri olarak gören bir zihniyetin medyayla ve demokrasiyle ilgili görüşlerinin benim nazarımda zerre kadar değeri yoktur!   Moderatör Tevfik Diker bu panele çok önem vermiş, herkesi davet etmiş ama davet yazısı internet sitesinde bir gün sonra yayınlanıyor ve o yazıda ne ilginç ki internet gazeteciliğinin bazı şöhretli köşe yazarlarının fiyakasını bozduğunu belirtiyor!   Panelde elle tutulur, medyanın geldiği noktaya, evrildiği aşamaya dikkat çeken, çözüm üreten bir yaklaşım ne yazık ki yoktu! Hep aynı klişeler... Medya kendini sorgulamalı, patronlar ticaret yapmamalı, demokrasi için medya çok önemlidir falan filan... Sonra da buyurun teşekkür plaketlerinizi, iki fotoğraf lütfen, hadi iyi günler! **   Bakın 10 gün önce İstanbul’da bir konferans düzenlendi. “Yeni Medya Düzeni Konferansı”. Naime Simsaroğlu sitemiz adına konferansa katıldı ve “Oyunda Kal” başlıklı yazısında izlenimlerini aktardı. Gerek o yazıyı okuyunca, gerek NTV’de yayınlanan konferansı izleyince, gerekse de konferansın yazılı halini okuyunca, Manisa’daki “medya” camiasına dönüp şunu söylemek geliyor içimden: “Siz başka dünyaların insanlarısınız”! **   Dünyanın en önde gelen yatırımcılarından Tim Draper, konferansta konuşmasına; “Dünyanın en uzun binası Dubai’de, en geniş stüdyosu Mumbai’de, dünyanın en zengin adamı bir Meksikalı. En iyi fikirler de artık sadece Silicon Valley’de değil dünyanın her yerinde” sözleriyle başlıyor, siz burada fikirleri yüzünden havaya uçurulan insanların mesleğe zarar verdiğini söylüyorsunuz!   Julian Assange diyor ki; “Gazetecilerin önündeki en büyük engel, her konunun uzmanı olduğu izlenimine kapılmaları. Bu gazeteciliğin ilk günahıdır. Bu tür bilgi dengesizliği temel anlamda bir çürümeye yol açıyor. Gazeteciyle okur arasında kopukluğu başlatan bir çelişki.” **   Artık kimse her konunun uzmanı olduğunu iddia edemez. Kimse medyayı kendi istediği gibi şekillendireceğini zannedemez. “Sosyal medya” olgusunu, “bilgiye sınırsız ve sansürsüz erişim” kavramlarını idrak edemeden sıçrama yapamazsınız! Yeni Medya düzeninin yalnız demokrasi ile değil,  tüm rejimlerle ilişkilendirilmesinin artık bir hata olduğunu kabul etmek gerekir. Yeni medya rejimler üstüdür, kişiler üstüdür, partiler üstüdür! Tam da bu yüzden, denetlenmek, kontrol edilmek istenmektedir! Tartışılması veya konuşulması, konuşulduğu için plaket verilmesi gereken konu, medyanın tüm dünyada geldiği nokta ve bizim buna ne kadar entegre olduğumuz, olmak istediğimizdir! Yoksa 500 tane satıp 300 kere tıklanan yayın organımızla demokrasicilik oynamak değildir! **   “Aşağıdan yukarıya doğru yapılan habercilik, devlet güdümündeki gazetecilikten farklı olarak, insanların kendi deneyimlerini birbirleriyle paylaşabilmelerine fırsat veriyor, teknolojinin de yardımıyla birçok kutuptan perspektifler bir araya getirilebiliyor. Egemen elitin bakışı da, iktidara uzak düşen kesimlerin perspektifi de önümüze geliyor.” Assange’ın görüşleri üstünde düşünülmesi gereken sözlerdir.   Ya da Wikipedia’nın kurucusu Jimmy Wales’ın söyledikleri. Wikipedia’nın aylık 420 milyon tekil ziyaretçisi olduğunu söylüyor Wales ve ekliyor, “Bu hacmi ‘sıradan insanların’ yazdığı bir medya yaratmıştır.” **   Sıradan insanlar... Karşılıklı etkileşim... Bağlantı olanaklarının artması... İletişimde sınırların kalkması... Alternatif haber akışlarının doğması... Bunları görmezden gelen bir anlayış, medyanın geldiği yeni noktayı kavrayamadığı gibi bunu hayata da geçiremez.   Mısır’daki eylemlerden sonra yeni doğan çocuklara “facebook” isminin verildiği bir dünyada yaşıyoruz. 104 yaşında bile kullanıcısı olan, 76 dilde kullanılan bir oluşum facebook... İnsanların 270 ayrı dilde bilgi girişi yapabildiği, 16 milyon maddeyle dünyanın en büyük ansiklopedisi olan Wikipedia’nın milyarlarca insanın elinin altında olduğu bir dünyada yaşıyoruz.   Yeni Medya Konferansı’nda yazar Tom Chatfield medya ve insan arasındaki ilişkiyi anlamak için bilmemiz gereken 10 madde sıralamış. Ben hepsini sıralamayacağım. Ama bunların çoğu bireyin medyayı içselleştirdiği, kendisini medyanın parçası saydığı kavramlar. “Kendini ifade” gibi, “duygu” gibi, “benzersizlik” gibi, “içselleşen bilgisayar kullanımı” gibi... **   Medyanın geldiği nokta, klasik medya anlayışlarının yerle bir olduğu noktadır. Yeni Medya karşılıklı etkileşimdir... Yeni Medya hızdır... Paylaşmadır... Sürekli yenilenmedir... Benzersiz olabilmedir... Bağımsız olabilmedir...   Artık duayenlerin alışık olduğu klasik medya değil, genç ve enerjik beyinlerin durmaksızın ürettiği bir medya dönemindeyiz. Ve siz demokrasi ile medyayı ilişkilendirdiğiniz bir panele politikacılardan sadece Özgür Özel’i, medya kuruluşlarından da yalnızca muhabirleri getirebiliyorsanız, şehrinizin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı bile panele katılmıyorsa, burada büyük bir sıkıntı var demektir.   Bir yandan İstanbul’daki konferanstaki “medyaya bakış zihniyetine” bakıyorum, diğer yandan buradaki zihniyete... Ve ancak şunu söyleyebiliyorum... “Siz başka dünyaların insanlarısınız!”       (Yazıyı bitirdiğim sırada Tevfik Diker’in yazısının yayına girdiğini gördüm ve okudum. Sayın Diker yazısında, AK Parti ve MHP’den panele neden katılım olmadığını irdelemiş ve her birine uygun nedenler buluvermiş! Siyasetçinin gözü yalnızca siyasetçiyi arıyor işte... Dedim ya, “siz başka dünyaların insanlarısınız”!)       Asım Uslu   

 


Etiketler; #hangi #medya

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.