FİLİSTİN'DE DOĞSAYDIM?!

FİLİSTİN'DE DOĞSAYDIM?!

FİLİSTİN'DE DOĞSAYDIM?!

FİLİSTİN’DE DOĞSAYDIM?!

Naime Simsaroğlu

Filistin Kültür Haftası Etkinlikleri kapsamında yarın akşam Manolya Meydanı’nda Filistin Gecesi düzenleneceğini duydum.

Dünyanın bu kanayan ve can acıtan yarasına, yüreğinde merhamet taşıyan hiç kimsenin kayıtsız kalamayacağını ve kalmaması gerektiğini düşünüyorum.

Bu nedenle küçük çaplı bir empati yapıyor ve konuyla ilgili duyarlılığımızı gösterme vaktidir diyorum.

1970 yılında Türkiye’de doğdum.

Eğer aynı yıl Filistin’de doğmuş olsaydım;

İşgal edilmiş topraklara, paramparça bölünmüş bir vatana ve her an ölüm korkusuyla yüz yüze olduğum bir ortama doğmuş olacaktım.

6 gün savaşlarının yorgunluğunu henüz üzerinden atamamış olan topraklarım, kardeş kanıyla sulanıyor olacaktı o günlerde. Arap’ın Arap’ı, Müslüman’ın Müslüman’ı katlettiği Kara bir Eylül’e doğacaktım belkide 1970’te.

Ninni yerine ağıtlarla büyüyecek ve masal yerine, zorla yerinden yurdundan edilen bir çok akrabamın öyküsünü dinleyecektim.

İlk tanıştığım duygular, çocuk yüreğimin taşımakta zorlandığı bir hüzün ve ileride iliklerime kadar işleyecek bir öfke olacaktı muhtemelen.

Çocukluk neşelerim olsa bile, çok çabuk kaybolacaktı onlar ve zorluk çekecektim dünyanın yaşamaya değer güzel bir yer olduğuna inanmakta.

Zaten savaşlar, katliamlar, yokluklar, açlıklar ve acılar üzerine doğduğum yetmiyormuş gibi, henüz 3 yaşımdayken, bir savaşa daha tanıklık edecektim 73’te. Savaşta kullanılan silahları, bir tarafa Amerika’nın, diğer tarafa Sovyetlerin verdiğini öğrenmem ise çok yıllar sonra olacaktı.

Tampon bölgeymiş, BM Barış Gücü’ymüş, özerk yönetimmiş gibi işgale kılıf hazırlayan kandırmacalarla da 8 yaşındayken tanışacaktım.

Ve bütün çocukluğum, tarihin en büyük katliamlarına tanıklıkla geçecekti.  

     17 yaşında, tam isyan çağındayken yani  intifada girecekti hayatıma.

     Yıllardır ezilen, işkence edilen, zorla evlerinden, yurtlarından kovulan, katliamlara uğrayan halkımın kadın-erkek, yaşlı-genç hep birlikte oluşturdukları bu başkaldırı hareketine katılacak, düşmanın ağır silahlarına sadece taş ve sopalarla karşılık verecektim yıllarca. Barış özlemimi ve bağımsızlık isteğimi tanka taş atarak haykıracaktım dünyaya.   

      Gerçi, işine geleni duyup, gelmeyeni duymamak konusunda uzmanlaşan dünya, yine sağır olacaktı tıpkı bugünkü gibi ama, ben yine de diyecektim ki; bir umut, attığım bir taş çarpar mı acaba bir insanın vicdanına?

 

40 yıldır Filistin’de pek bir şey değişmedi yazık ki.

Yine esaret, yine savaş, yine açlık, yine yokluk ve yine zulüm o topraklarda.

Fakat iyi ki, Filistin’den yükselen bu çığlığı duyabilenler var.

Bunların özellikle politikacılar olması daha da umut verici. Çünkü, karar mekanizmalarında yer alıyorlar ve hiç değilse bir şeyleri oluşturma, değiştirme gücüne bizlerden daha fazla sahipler.

Bu nedenle, Filistin’in acılarını dünyaya duyurmaya çalışan, bu konuda duyarlılık ve kamuoyu oluşturmaya uğraşan siyasiler,  politik görüşü ve siyasi partisi ne olursa olsun desteklenmeli, yüreklendirilmeli diye düşünüyorum.

Filistin Gecesi, Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi öncülüğünde gerçekleştiriliyormuş. Vekilimiz, aynı zamanda Filistin Dostluk Gurubu’nun da kurucusu imiş. Bu güne dek bu konuda bir çok faaliyette bulunmuş ve sürekli olarak dünya kamuoyunun dikkatini Filistin’e çekmeye çalışmış.

İnsanlık ve barış adına iyi ve doğru yapılan her iş takdir edilmeli ve desteklenmeli.

Bu düşünceden hareketle diyorum ki; yarın akşam (05 Eylül 2013) Manolya Meydanı’nda buluşalım. Filistin Kültür Haftası kapsamında gerçekleştirilecek olan programa katılalım ve duyarlılığımızı gösterelim. Dünyada bütün vicdanların körelmediğini, başkalarının acılarını anlayabildiğimizi, paylaşabildiğimizi hiç değilse hissettirebilelim ki acılar, paylaşıldıkça azalır bilirsiniz.

Yararlandığım Kaynaklar:

-       Yakın Tarih Perspektifinde Filistin – N.Göktuğ Edebali

-       Wikipedia

-       Bianet

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.