FED YETKİLİLERİ VARLIK ALIMLARINDAN VAZGEÇEMİYOR

İntegral Menkul Değerler Araştırma Departmanı Analisti Tuğba Özay, Haftalık Makro Yorumu'nda, "Dünyanın en büyük ekonomisi ABD'de bütçe kesintileri ile ilgili yeni bir uygulama getirilmezken, Başkan Obama'nın bütçe açığını azaltmak amacıyla harcama kesintileriyle birlikte vergilerdeki açıkları kapayan ve indirimleri sınırlayan yeni bir kazanca ihtiyacı olduğunu söylemesi, ABD piyasasındaki kötümser havayı bir kez daha gözler önüne seriyor" dedi.

FED YETKİLİLERİ VARLIK ALIMLARINDAN VAZGEÇEMİYOR

FED YETKİLİLERİ VARLIK ALIMLARINDAN VAZGEÇEMİYOR

İntegral Menkul Değerler Araştırma Departmanı Analisti Tuğba Özay, Haftalık Makro Yorumu'nda, "Dünyanın en büyük ekonomisi ABD’de bütçe kesintileri ile ilgili yeni bir uygulama getirilmezken, Başkan Obama’nın bütçe açığını azaltmak amacıyla harcama kesintileriyle birlikte vergilerdeki açıkları kapayan ve indirimleri sınırlayan yeni bir kazanca ihtiyacı olduğunu söylemesi, ABD piyasasındaki kötümser havayı bir kez daha gözler önüne seriyor" dedi.

ABD’nin, enflasyon oranı hala FED’in hedefi olan yüzde 2'nin altında bulunuyor. Fakat ABD ekonomik büyümesi, işsizlik için belirlenen yüzde 6,5 hedefini tutturmak için henüz yeterince güçlü değil. İşsizlik oranı geçtiğimiz ay yüzde 7,7 olurken, tüketici fiyat endeksindeki artış ise yüzde 1,2 olarak gerçekleştiğini belirten Özay, Şöyle devam etti; "ABD’de özellikle Şubat ayında imalat sanayinde ve tüketici harcamalarında Ocak ayında görülen zayıflıktan sonra toparlanma gözlemlendiği belirtiliyor. Bir süredir iyileşme gösteren konut sektöründe ise ilerlemelerin devam ettiğini fakat bir süredir düşük seviyelerde devam eden inşaat harcamalarının mortgage’lardaki sıkı kredi standartlarından olumsuz etkilendiğinin açıklandığı FED’in FOMC tutanakları, genel olarak ABD’nin ekonomik toparlanmasının zayıf da olsa devam ettiğine işaret ediyor.
FED Başkanı Bernanke, sürekli olarak sürdürülebilir makroekonomik toparlanmayı elde edebilmek için istihdamın istikrarlı bir şekilde artış sergilemesi gerektiğini belirttiği son günlerde, bu olumsuz sonuçlanan veri piyasaları hayal kırıklığına uğratıyor. FED Açık Piyasa Komitesi'nin bazı üyeleri, ABD Merkez Bankası’nın, tahvil alım programını bu yılın ilerleyen döneminde daraltması ve yıl sonunda da durdurması düşüncesinde. FED, son toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Mart ayındaki toplantıda tahvil alım hızının yavaşlatılmasının zamanlamasını tartışmasının aksine, ekonomik koşulların değişmesine bağlı olarak, varlık alımlarını artırma ya da azaltmaya hazır olduğunu kaydetti.
Bernanke, dört yıllık ekonomik genişleme döneminde 11,7 milyon Amerikalının halen işsiz kalmaya devam etmesi ile birlikte, istihdamı artırmaya yönelik çabalarında ısrar ediyor. FED, tahvil alımlarının istihdam piyasası görünümünün kayda değer bir şekilde iyileşme gösterene kadar devam edeceğini, ayrıca hedef faiz oranını, işsizlik oranı yüzde 6,5'in üzerinde kaldığı ve enflasyon görünümünü yüzde 2,5'i geçmediği sürece sıfır seviyesi yakınlarında tutmayı planladığı yolundaki önceki açıklamasını değiştirmedi. Diğer yandan, ABD'de istihdam Nisan ayında beklenenden daha büyük bir toparlanma gerçekleştirirken, işsizlik oranı da 4 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 7.5'e indi ve bütçe kesintilerinin ABD istihdam piyasasını çok fazla etkilemediğini yansıttı. Tarım dışı istihdam oranı Nisan ayında 165,000 artarken, Mart ayı rakamlarının rakamı 138,000'e yukarı yönlü revize edildi.
Büyüme hızı ve işsizliği düşürme çabaları, FED yetkililerinin neden varlık alım planından vazgeçmediklerini gösteriyor. FED tarafından gelen açıklamalar dikkate alındığında, ABD’nin ekonomik toparlanmasının devam ettiği fakat parasal genişlemenin de devam etmesi gerektiği mesajlarının verildiği düşünülürse, ABD’de FED’in parasal genişlemesinin en erken 2013’ün son çeyreğine kadar devam edebileceğini ve parasal genişlemede kesintiler yapılacak ise, 2014’e girilirken bu durumların gerçekleşebileceğini gösteriyor.
Euro Bölgesi kısır döngü içinde
Avrupa’da son zamanlarda beklentilerin altında açıklanan makroekonomik veriler ve düşen yaşam standartları, Euro Bölgesi’nde tüketici güveninin düşmesine sebep olurken, büyümenin daralma gösterdiğinin de sinyalini veriyor. Euro Bölgesi’nde halk kemer sıkma politikalarının aksine büyümeyi destekleyici programların sunulmasını talep ediyor. Merkezi bir yönetimin ve tek bir hazinenin olmaması ve makroekonomik yavaşlamalar, son dönemlerde Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi’yi biraz daha zora sokuyor.
Geçtiğimiz hafta içerisinde açıklanan Avrupa Merkez Bankası toplantısı sonrası politika faizini 25 puan düşürerek rekor 0,50 seviyelerine indiren Draghi, daha önce uygulanmamış bir uygulamaya gidip, aylardır Türkiye Merkez Bankası’nın yaptığı uygulamaya paralel bir şekilde borçlanma faiz oranını da yüzde 1,5’ten yüzde 1,0’a çekti. Draghi'nin geçen ay Avrupa'da ekonomik görünümün kötüleşmesi durumunda harekete geçmeye hazır olduklarını kaydetmesinden bu yana, enflasyon hızlı bir düşüş gösterdi, ekonomik güven düştü ve işsizlik yükseldi. Hafta içerisinde gerçekleştirilen faiz indirimi geçen yıl Temmuz ayından bu yana, Avrupa Merkez Bankası'nı geleneksel politika araçlarını tüketme noktasına yaklaştırdı ve negatif tasarruf faizi ya da yeni standart dışı tedbirlere ilişkin beklentileri güçlendirdi. Faizlerin daha da düşürülebileceği ve Avrupa Merkez Bankası’nın negatif faiz oranları ile başa çıkabileceği yönünde görüş belirten Draghi’nin bu uygulamalarının ise ne kadar etkili olacağı tartışılır. Bu yeni uygulama kısa vadeli bankalararası faizler üzerinde fazla etkili olmayacak olsa da Avrupa Merkez Bankası'nın kredi imkânlarını kullanan çevre ülkelerin bankalarının fonlama maliyetlerini düşürecek gibi gözüküyor.
Avrupa’da son dönemlerde açıklanan olumsuz makroekonomik veriler sonrası, Avrupa komisyonu Euro Bölgesi ekonomisinde işsizliğin rekor seviyeye ulaşmasının bölge ekonomisini 2013 yılında daha fazla daraltacağını düşünüyor. Diğer yandan, komisyon 17 üyeli bölgenin gayrisafi yurtiçi hasılasında (GSYİH) bu yıl yüzde 0,4 daralma bekliyor. Ekonomik daralmanın en büyük göstergesi olarak düşünülen işsizlik oranlarının ise 2013 yılında yüzde 11,4’ten yüzde 12,2’ye tırmanması söz konusu. Öncelikle ticari bir para birimi olarak düşünülen ve yeterli bir merkezi altyapı oluşturulmadan 17 ülkelik Avrupa Birliği’nin para birimi olarak kullanılmaya başlayan Euro’nun istikrarsızlığı da bu zayıf yapısal ortamı net olarak yansıtıyor.
Düşük enflasyon Merkez Bankası’nın cari açığa müdahalesini rahatlatabilir
Hafta başında sabah saatlerinde açıklanan Türkiye Tüketici Güveni’nin Nisan ayında bir önceki aya oranla %0,9 oranında artarak 75,6 seviyesine ulaşması piyasalara moral verdi. Bu veri, özellikle önümüzdeki dönemlerde tüketim harcamalarında artış olabileceğini sinyal verdiğinden dolayı ekonomik aktivite endekslerinde yukarı yönde ivme beklentimizin artmasına neden olmakta. Bu verinin ardından dış ticaret açığı da Mart ayında 7,39 Milyar Dolar ile beklentilerin altında gerçekleşti. Aynı zamanda ihracatın ithalatı karşılama oranını ele aldığımızda %64 dolaylarını aşması diğer olumlu etkenlerden. Gelişmeler sonrası geçtiğimiz hafta enflasyon raporunu açıklayan TCMB Başkanı Erdem Başçı'nın düşük faiz oranlarının aşırı kredi borçlanmasına yönlendirebileceği endişesini tekrar dile getirmesi, önümüzdeki dönemlerde bu konuda hükümet ile birlikte yeni önlemler alınabilme ihtimallerini akıllara getiriyor. 2013 yılsonu enflasyon tahmininin %5,3 olarak korunması ve yeni yılda büyüme hedeflendiğinin belirtilmesi, son aylarda süregelen para politikalarının hız kesmeden devam edeceğini gösteriyor.
Avrupa ve ABD’nin aksine ekonomik anlamda büyümesine devam eden Türkiye’de haftanın son işlem gününde TÜİK yaptığı açıklamalarda Nisan ayında TÜFE'nin aylık yüzde 0,42 arttığını, ÜFE'nin ise yüzde 0,51 oranında azaldığını açıkladı. Nisan ayı itibariyle yıllık enflasyon ise TÜFE'de yüzde 6,13, ÜFE'de yüzde 1,70 oldu. Özellikle TÜFE’nin beklenen seviyeden düşük çıkmasının ardından AB komisyon raporunda küresel bazda özellikle Euro Bölgesi büyüme tahminlerinin aşağı yönlü çekilmesine rağmen Türkiye'nin 2013 büyüme tahminini yüzde 3'ten 3,2'ye yükseltmesi, Borsa İstanbul’da endeksi 90,000 direnç seviyesine yaklaştıran en önemi gelişmeler oldu."


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.