EVLİLİK PROGRAMLARI KALDIRILSIN!

Birçok televizyon kanalında yayınlanan evlilik programları reyting uğruna kişi hak ve özgürlüklerine saldırması ve toplumu yanlış yönlendirmesi ile ilgili son günlerde sık sık tartışma konusu oluyor.

EVLİLİK PROGRAMLARI KALDIRILSIN!

EVLİLİK PROGRAMLARI KALDIRILSIN!

Birçok televizyon kanalında yayınlanan evlilik programları reyting uğruna kişi hak ve özgürlüklerine saldırması ve toplumu yanlış yönlendirmesi ile ilgili son günlerde sık sık tartışma konusu oluyor. Özel bir televizyon kanalında yayınlanan evlilik programında 15 yaşındaki bir kız çocuğu ile 45 yaşındaki talibinin buluşturulması bu tür yapımlarda gelinen son noktayı da göstermiş oluyor. Kadın ve Genç kız sığınma evlerinde aktif olarak görev yapan hukuk danışmanı Avukat Sevda Şahin evlilik programlarının kaldırılması için savcıları göreve çağırıyoruz” dedi.

Avukat Sevda Şahin; “Bir hukukçu olarak Kadın ve Evlilik programlarının adliye koridorlarına yansıyan boyutunu endişeyle izlerken, özel bir kanal tarafından yayınlanan evlilik programında “ 15 yaşındaki gelin adayının 45 yaşındaki beyle bir araya getirilmesi vakası” alkışlarla!!! izlendi. Toplumsal bozulmanın ayyuka çıktığı böyle bir olayda RTÜK sadece para cezası verdi. Buna rağmen program devam ediyor. Olayın para cezasını ödeyerek örtbas edilmemesi için, Cumhuriyet Savcılarınca bu tür programların incelemeye alınarak soruşturma başlatması gerekiyor” dedi.

Avukat Sevda Şahin bu çağrılarının nedeninin anlaşılması için yetkili organların aşağıdaki sorulara cevap vermesi gerektiğini söyledi.

1-) Ulusal ve yerel kanallarda kaç tane “ Kadın ve Evlilik Programı” yayınlanıyor?

2-) Programların yapımı ve yayınını sağlayan kurumların, program içeriği hakkında yetkili kurumlardan izin alıp almadıkları?

3-) Programa katılan ve davet edilen kişilerin fiil ve hukuki ehliyetlerinin olup olmadığı?

4-) Program içeriğinin Anayasal ve diğer kanunlarca korunan hakları ihlal edip etmedikleri?

5-) Programların toplum üzerindeki sosyo-psikolojik etkilerinin neler olduğu?

Birçok mağduru kadınlar olan vakalarla ilgilenen Avukat Sevda Şahin bu soruların cevabının “AİLE KURUMUNUN VE TOPLUMSAL ÇÖKÜŞÜN CANLI OLARAK YAYINLANDIĞI “ su götürmez bir GERÇEK” olduğunu savunuyor.

Avukat Sevda Şahin bu konuyla ilgili en büyük dayanağı olarak anayasayı gösteriyor; “Anayasamıza göre, Devletin asli görevi bireyi ve toplumu korumaktır. Bu da Kişi Hak ve Hürriyetleri ana başlığı altında güvence altına alınmıştır. Ayrıca Anayasanın Sosyal Devlet olma ilkesinden hareketle de devletin “ Aileyi Korumakla” mükellef olduğu görülmektedir. Anayasamızın amir hükümleri yanı sıra Ayrıca Türk Ceza Kanunu, Medeni Kanun ve diğer kanunlarca da bu ve buna benzer hak ve hürriyetleri koruyan ve ihlali halinde cezalandıran kanun hükümleri bulunmaktadır.

Medeni Kanunun 124. maddesinde “ …17 yaşını tamamlamamış olmayan çocuklar evlenemez… …hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple 16 yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir.(olağanüstü hale kadının hamile olması örnek gösterilebilir.)”...

Türk Ceza Kanununda ise “ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARI ŞU ŞEKİLDE DÜZENLENMİŞTİR.

Çocuklarımıza yönelik cinsel amaçlı saldırılar, “Cinsel İstismar” olarak adlandırılmaktadır. İstismar, ‘kötüye kullanma- iyi niyeti sömürme’ anlamına gelmektedir. Bu eylemin, çocuklar yönünden farklı adlandırılmasının nedeni, çocuklara yönelik cinsel suçlarda, çocukların rızasından söz etmenin olanaksız oluşudur. Çocuklar, kendilerine yönelik cinsel amaçlı saldırının ayırdın da değildir. Bu saldırının kendileri üzerinde yaratacağı olumsuzluk ve zararları bilmemektedirler. Bu nedenle, saldırı karşısında hareketsiz ve dirençsiz olmaları halinde dahi, bu duruma, rızaları dışında tahammül ettiklerini- boyun eğdiklerini kabul etmek gerekmektedir. Çocuk Hakları Sözleşmesi, on sekiz yaşına kadar herkesi çocuk saymaktadır. (Madde:1) Aynı Sözleşme’nin 19. ve 34. maddelerinde ise, çocuğa yönelik her türlü, bedensel ve zihinsel saldırı; istismar ve suiistimal olarak değerlendirilmekte ve bu hallerde çocuğun korunması sorumluluğu devlete verilmektedir. Bu nedenle TCK, çocuklara yönelik cinsel saldırı eylemlerini ‘istismar’ olarak nitelemiştir. Yasa’da çocukların durumu, yaşlarına ve cinsel farkındalıklarına göre iki grupta ele alınmıştır. Yasamız, 103. maddesinde ‘cinsel istismar’ı şöyle tanımlamaktadır: “Cinsel istismar deyiminden; “On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış; diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılır.

Bu tanım, Yasa’da, yukarıda belirtilen ölçütten ayrı bir tanımın da yapıldığını göstermektedir. Yasa Koyucu, on beş yaşın üzerindeki çocuklara yönelik eylemlerde, on beş yaş üstü çocukların, uğradıkları saldırının, hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine sahip olmaları halinde, eylemin rıza dışı ve iradeyi etkileyen bir nedenle gerçekleştirilmesi halini ‘istismar’ olarak kabul etmiştir.”

 

 

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.