"ERTUĞRUL GÜNAY’DAN ÖZÜR DİLERİM"

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ertuğrul Günay hem arkadaşım hem kardeşimdir. Ben şahsen çök üzüldüğümü ve kendisinden özür dilediğimi belirtmek isterim.” dedi.


DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ:

  "ERTUĞRUL GÜNAY’DAN ÖZÜR DİLERİM"   Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ertuğrul Günay hem arkadaşım hem kardeşimdir. Ben şahsen çok üzüldüğümü ve kendisinden özür dilediğimi belirtmek isterim.” dedi.   Danıştay'ın görüş değişikliğine ihtiyacı olduğunu ifade eden Arınç, "Bildiğiniz gibi ALES sınavları ile ilgili Danıştay baş örtülü sınavlara girme konusundaki yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Ben bunu üzücü bir karar olarak yorumluyorum. Ama Danıştay'ın bu ve buna benzer kararları var. Danıştay'ın yüksek yargının mutlaka iştihat değişikliğine görüş değişikliğine ihtiyacı var. İştihat değişikliği zor bir şey değil. Artık özgürlükçü bir anlayışlı davranmalıyız. Eğer kanunlar yönetmelikler yönergeler özgürlüklü bir anlayışla uygulanır ve bu konuda kararlar verilirse bu tür sorunlar çıkmaz. Bundan şunu kast ediyorum. Danıştay için de zor bir şey değildir. Danıştay bazı konularda geçmiş senelerde verdikleri kararın tamamen farklı noktalarda kararlara ulaşmışlardır" dedi.   KARARIN GEREKÇESİ ÇOK ÜZÜCÜ Danıştay'ın yanlış bir karar verdiğini gerekçesinin de çok üzücü olduğunu söyleyen Arınç, Danıştay'ın daha önce de meslek liseleri ve düz liseler arasındaki üniversiteye girişte kat sayı farkı ile ilgili de yanlış karar verdiğini hatırlattı. Arınç, "Bildiğimiz gibi 1998 de başlayan yetkisi olmayan kişileri yazı yazarak Yök başkanlığından meslek liseleri ile düz liseler arasında üniversiteye girişte farklı kat sayılar uygulanmasını isteyen kararına karşı dava açılmıştı. Danıştay o zaman katsayı belirleme hakkı yüksek öğretim kuruluna aittir diyerek karar vermişti. Yıllar sonra bu kez Yüksek Öğretim Kurulu meslek liseleri ile düz liseler arasındaki kat sayı farkını kaldıran bir karar verdi. Bu karara karşı Danıştay eski kararını unuttu, ve yeni bir kararla lise mezunları arasındaki farkın bu şekilde olması gerektiğine hükmetti. Birbirleriyle tamamen çelişen iki karar. Bunun anlamı şudur; artık üniversitelerde başını şu veya bu şekilde örten öğrencilerimizin öğrenim haklarına ilişilemeyeceği bir genel kanaat haline gelmiştir. Bu sadece bizim değil, bütün siyasetçilerinde vardığı bir noktadır. Bildiğiniz gibi sayın Kılıçtaroğlu ve arkadaşları da yüksek öğretimde baş örtüsünün serbest olabileceği konusunu gündeme getirmişlerdir. Eğer yüksek öğretimde olan kızlarımızın bu şekilde örtülü olarak üniversiteye gitmeleri bir mahsur teşkil etmiyorsa üniversiteyi bitirmiş yüksek lisans veya doktora yapmak isteyenlerin girmek istediği bir sınavda böyle bir karar vermek büyük bir çelişkidir. Öğrenimini başörtülü olarak görebileceklerse buna aykırı bir kanun hükmü normlardan başlayarak anayasada yoksa, aksine yüksek öğretim yasanının ek maddesinde mevcut mevzuata aykırı olmamak kaydıyla başını örtmek serbesttir diye bir hüküm varsa bunun yasaklanması düşünülemez. Danıştay burada yanlış bir karar vermiştir. Maalesef gerekçesi de üzücüdür, adeta alay eder mahiyettedir. Yani başını örten bir bayanla erkeğin ayırt edilemeyeceğini dolayısıyla güvenliğin sağlanamayacağını ileri sürmek akla zarar bir düşüncedir. Bunu çok yanlış buluyorum. Geçmişte bu konular tartışılırken bizim düşüncemiz şuydu. Bir insanın yüzünü tamamen örtmesi peçe kullanması yüzünü sadece gözleri açık bırakacak giysilerle bir yere gitmesi doğrusu kabul edilemez bir davranıştır. Çünkü hüviyetinin tespitine engel olmaktadır. Yüzünün açık olması halinde bir kişinin erkek mi bayan mı olduğunu fark edemeyecek bir uygulamayı doğrusu alay edici bir davranış olarak gördüm. Bütün bunları aşacağız. Danıştay da aşacak ve kendini yenileyecek. Dünyanın vardığı noktada Türkiye'nin ulaştığı noktada artık özgürlükçü bir anlayışa sahip olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu karara karşı hukuki olarak da yapılacaklar vardır. Umarım bu kez halkın talepleri doğrultusunda bu kararlarını gözden geçirirler" şeklinde konuştu.   BAKAN GÜNAY'DAN ÖZÜR DİLEDİ Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın katıldığı bir programda Arınç'ın kendisi ile ilgili söylediği sözlerin kendisini çok üzdüğü ile ilgili de konuşan Arınç, "Sayın Başbakan'ın Kars'ta bir anıt ile ilgili olarak söylediği sözler bana sorulmuştu. Ben de ucube demesem bile çok garip bir şey ifadesini kullanabilirim demiştim. Orada Sayın Günay'ın Başbakan'ın sözlerini düzeltmek istercesine kullandığı kelimelerinde yerinde olmadığını ifade etmiştim. Ancak benim bu sözlerim üzerine özellikle CHP'li siyasetçilerin Sayın bakana hak etmediği halde eleştiriler getirdiklerini ve benim sözlerime dayanak yaptıklarını gördüm. Bundan fevkalade üzgünüm. Ben o konuşmayı yaparken Sayın Günay'ı ne küçültmek, aşağılamak, ne de eleştirmek amacıyla söyledim. Bir başkasının bu amaçla onu küçük görmeye çalışmasını kesinlikle düşünmedim. Sayın Başbakan'ımızın çok açık ifade ettiği bir konuyu ne amaçla olursa olsun tevhül etmeye kalkmak doğru değil. Sayın Günay bundan üzülmüştür. Buna hak veriyorum. Sayın Günay benim çok sevdiğim bir insandır. Beraber bakan olarak çalışıyoruz. Ama bunun ötesinde Sayın Günay'ın benim üzerimde çok önemli bir hakkı var. 1985'te refah gecesi diye bir parti toplantısında yaptığım konuşma sebebiyle İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanmış ve 5 yıl ağır hapse mahkum olmuştum. Bu davam sırasında özellikle Yargıtay'a giderken sayın Günay beni tanımadığı halde, ben de kendisini tanımadığım halde benim bu davamı savunmak için İzmir'e geldi ve avukatım oldu. Bundan 25 sene önce birbirimizi tanımadığımız halde fikir ve düşünce özgürlüğüne ilişkin suçlama ile karşı karşıya olan Arınç'ı savunan üç beş avukatlardan biri Ertuğrul Günay idi. Böylesine takdir ettiğim bir insanı rencide edici bir söz söylemeyi kesinlikle kast etmedim. Maksadını aşan bir söz olarak kabul ediyorsa CHP'li başta Muharrem İnce ve arkadaşları olmak üzere mal bulmuş mağrubi gibi bunun üzerinden siyaset yapmaya kalkanlar olmuşsa ben şahsen çök üzüldüğümü ve kendisinden özür dilediğimi belirtmek isterim. Ertuğrul Günay hem arkadaşım hem kardeşimdir. Ama ben bana ne zaman bir soru sorulursa içimden geldiği gibi doğru olduğuna inandığım bir şekilde konuşmayı prensip etmiş bir insanım. Benim sözümü de hiç kimsenin tevhül etmesine gerek yoktur" dedi.   BALYOZ DAVASI Balyoz davasında yeni belgelerin ortaya çıkması ile ilgili soruları yanıtlayan Arınç, "Devam eden bir yargılama süreci var. Bununla ilgili mümkün mertebe içine dahil olmak istemiyorum. Kesinlikle en kısa zamanda sonuca ulaşmasını ve masum olanların aklanmasını eğer suç işledikleri sabit olanlar varsa onların da gerekli cezalara çarptırılmalarını istiyorum. Bunu Türk milleti adına da bir fert olarak da istiyorum. Çünkü iddialar çok vahimdir. Gerçeklik derecesini hepimizin görmesi gerekir. Eğer masum insanlar varsa bunların da süratle aklanması gerekir diye düşünüyorum. Bazı soruşturmaların derin incelemesi neticelinde yeni bilgiler ve belgeler bulunduğundan bahsediliyor. Türkiye'de eğer bir dönemde bu tür kanun dışı işler yapılmışsa ve bunları yapanlar da yargı önüne çıkarılmışsa ve bu iddialar ortaya atılmışsa eminiz ki bu delilleri serbestçe inceleyecek ve karar verecek olan yargıdır. Yargı örnek bir yargılama yapsın. Ve Türkiye'nin önü açılsın. Türkiye'de artık kanunun vermediği yetkileri ve imkanları kullanarak kanunun vermediği bir takım amaçlara ulaşmak için gözü dönmüş insanlar guruplar, gurupçuklar varsa bunlar bir daha Türkiye'de böyle işleri yapmayacak noktaya gelsinler. 8 yıllık Ak Parti iktidarı döneminde pek çok çıkar amaçlı suç örgütü mafya ve çeteler mahkum edildi" diye konuştu.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.