CHP'YE VURMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ!

CHP'yi birçok yazımda eleştirmiş biri olarak, nesnelliğimin apaçık ortada olması rahatlığıyla bu yazıyı kaleme alıyorum.

CHP'YE VURMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ!

CHP'YE VURMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ!

CHP’yi birçok yazımda eleştirmiş biri olarak, nesnelliğimin apaçık ortada olması rahatlığıyla bu yazıyı kaleme alıyorum.

Bu yazıyı yazma sebebim, CHP’nin “kurumsal kimliğine” yapılan haksız ve temelsiz ithamlardan duyduğum rahatsızlıktır.   Siyasetçiler CHP’ye vurmayı çok seviyorlar... Hem CHP içinde geçmişte yer almış veya günümüzde yer alan bazı siyasetçiler, hem de ve daha çok rakip parti liderleri, Türk siyasi tarihindeki neredeyse tüm olumsuzluklardan CHP’yi sorumlu tutarak üzerlerinde taşıdıkları yükten kurtulup hafiflediklerini hissediyorlar. Var olmanın dayanılmaz hafifliğine kaptırıyorlar kendilerini...   Peki gerçekten öyle mi? CHP, gerçekten demokrasi tarihimizdeki kötü deneyimlerin baş sorumlusu mu?                                                              **   Çok partili hayata geçtiğimiz 1946’dan bu yana 17 genel seçim yapıldı. 1946 seçimleri, açık oy, gizli sayım esaslarına dayandığı ve daha birçok başka iddiaya maruz kalıp “şaibeli seçim” olarak anıldığı için onu kapsam dışı bırakalım.   1950’den günümüze son seçimle birlikte tam 16 genel seçim yaşadık. Bu 16 genel seçimde, CHP (ve küçük kardeşleri diye niteleyebileceğimiz SHP, DSP) yalnızca 4 kez 1. parti olarak ipi göğüsledi... 12 seçimi sağ partiler kazandı! ( 12’e 4!)   CHP, kazandığı seçimlerin hiçbirinde tek başına hükümeti kuracak sandalye çoğunluğuna erişemedi. Kurduğu hükümetlerin hepsi ya koalisyon hükümetleriydi, ya da azınlık hükümetleri... 1950’den günümüze 42 hükümetle yönetildi Türkiye. Bunların yalnızca 8 tanesinde başbakanlık görevi CHP genel başkanına veya kardeş partisine(DSP) verildi. ( 34’e 8!)   Bu 8 hükümetin 3’ünü İsmet İnönü kurdu. Hepsi koalisyon hükümetiydi. Birincisi 7,5 ay sürdü, ikincisi 6 ay! Üçüncüsü 1 yıl 2 ay... Toplam 2 yıl 3,5 ay!   Bu sekiz hükümetin 5’ini Ecevit kurdu. İlkinde 1973 seçimlerinden % 33’lük başarıyla çıkmasına rağmen tek başına hükümeti kuramadı. MSP ile koalisyon hükümetini kurdu ve yalnızca 11 ay sürdü...   İkincisi azınlık hükümetiydi, güvenoyu alamadı... Üçüncü hükümeti, % 41’lik zaferle çıktığı 1977 seçimlerinden sonra kurdu ve yine koalisyondu, ömrü 1 yıl 10 ay sürdü.   Dördüncüsü seçim hükümetiydi, 1999 yılıydı, koalisyon hükümetiydi ve 4,5 ay sürdü! 1999 seçimlerinden 1. parti çıkan Ecevit DSP’si, üç parçalı koalisyonun büyük parçasıydı ve 3,5 yıl ülkeyi yönetti. O hükümetin de nasıl darmadağın edilip 2002 seçimlerine zorlandığını hatırlıyorsunuzdur sanırım; ABD’nin Ortadoğu planları, Kemal Derviş’ler, Hüsamettin Özkanlar, İsmail Cemler “Yeni Demokrasi Hareketi”, “Yeni Türkiye Partisi”, “Yenilikçiler vs... Ecevit 40 yıla yakın siyasi hayatında toplam 6 yıl, 8,5 ay başbakanlık yaptı! 1950’yi başlangıç kabul edersek, 61 yıllık çok partili hayatımızda CHP’nin başbakanlık koltuğunda oturduğu toplam süre tam 9 yıldır! ( 52’ye 9!) Başbakan Erdoğan’ın şu ana kadar kesintisiz yürüttüğü görev, CHP ve ardıllarının toplam süresine eşittir!                                                              **   Siyasi yelpazenin sağında yer alan Demokrat Parti ülkeyi tam 10 yıl yönetmiştir, tek başına... Özal, 8 yıl yönetmiştir, tek başına... AKP, 9 yıl yönetmiştir ve 4 yıl daha yönetme hakkı kazanmıştır, tek başına... Sadece yukarıdaki üçünün süresi çok partili hayatımızın yarısı eder!   Menderes 5 kez hükümet kurmuştur, Demirel 7 kez! Çiller 3 kez, Mesut Yılmaz 3 kez, Özal 2 kez, Erdoğan 2 kez (ki 3.sünü kuracak)... Bu böyle gidiyor...   Yıldırım Akbulut bile hükümet kurup başbakan olmuştur ama Baykal olamamıştır! Erdal İnönü olamamıştır... Hikmet Çetin, Altan Öymen, Murat Karayalçın olamamıştır! Sürekli dile dolanan Deniz Baykal’ın Maliye Bakanlığı 11 ay, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 1 yıl 10 ay sürmüştür. Bu kadar sürede maliyeyi batırmak, ülkenin şartelini indirmekle suçlanmaktadır!   CHP’ye vurarak prim yapmaya çalışanlar, daha doğrusu onların sözlerine inananlar, bu gerçeklerin farkında mıdır? 60 yıldır, bu ülkeyi sağ iktidarlar yönetmektedir, 12 Eylül’den bu yana yapılan 8 genel seçimin 7’sini sağ partiler kazanmıştır.   Bütün bu gerçeklere rağmen yaşanan her türlü olumsuzluğun faturasını CHP’ye kesmek en hafif deyimiyle abesle iştigaldir!                                                              **   Peki şu teze ne demeli? “CHP tek parti döneminde neler yaptı neler? Ülkeyi tek parti diktasıyla yönetti!”   O döneme neden yükleniliyor?   CHP, hilafeti kaldırdığı için mi?   Öğretim Birliği’ni kabul edip ilköğretimi zorunlu hale getirdiği için mi?   Harf Devrimi’ni yapıp Türk Dil Kurumu’nu, Türk Tarih Kurumu’nu kurduğu için mi?   Halkevleri’ni, Köy Enstitüleri’ni kurduğu için mi?   Türk Medeni Kanunu’nu kabul edip kadın-erkek eşitliğini sağladığı için mi?   Yabancıların elindeki limanları devletleştirdiği için mi?   Devlet Demiryolları’nı, Türkiye İş Bankası’nı, Merkez Bankası’nı, Etibank’ı, Sümerbank’ı, Halk Bankası’nı, Bursa Merinos Fabrikası’nı, Nazilli Basma Fabrikası’nı, Alpullu Şeker Fabrikası’nı, şeker, çimento, dokuma fabrikalarını, Paşabahçe Şişe Cam Fabrikası’nı, SEKA’yı, Karabük Demir-Çelik’i kurduğu için mi?   Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nı, Devlet Tiyatroları’nı, Ankara Devlet Konservatuarı’nı, Topkapı, Ayasofya, Bergama müzelerini açtığı için mi?   15 yılda 3000 km demiryolu döşediği için mi?   Türk Hava Kurumu’nu, Anadolu Ajansı’nı, İstanbul ve Ankara Radyoları’nı, elektrik, hidro elektrik santrallerini, hastaneleri, hıfzısıhha enstitülerini, Çocuk Esirgeme Kurumu’nu, Ziraat enstitülerini, kömür işletmelerini, Et Balık Kurumu’nu, MTA’yı, ülke ekonomisine, sosyal yaşantısına kazandırdığı için mi?   Kılık kıyafeti modernleştirdiği, boğazlarda tam egemenliğimizi sağladığı, Hatay’ı anavatana kazandırdığı, Milletler Cemiyeti’nin en etkili üyelerinden biri olduğu, ülkeyi 2. Dünya Savaşı’nın vahşetinden uzak tuttuğu için mi?                                                              **   Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet’ten önce kurulmuştur! Cumhuriyeti ilan eden partidir. Yalnız bu nedenle bile kurumsal saygıyı hak etmektedir.   CHP’nin güncel siyasi görüşlerini veya liderinin politik söylemlerini eleştirmek başka bir şeydir, onun kurumsal kimliğine saygısızlık yapmak, tüm olanlardan CHP’yi sorumlu tutmak, hani neredeyse, “tüm kötülüklerin anası” ilan etmek başka bir şeydir!   CHP’ye vurarak hafiflediklerini sananlar, önce aynaya bakmalıdırlar!..

Asım Uslu


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.