CHP'Lİ ÖZEL, REKTÖR'E FENA YÜKLENDİ;

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, twetter sayfasında CBÜ Rektörü Prof.Dr.Mehmet Pakdemirli'ye yüklendi. Özel, "Bu da ileri demokrasi rektörü" diyerek Pakdemirli'yi eleştirdi.

CHP'Lİ ÖZEL, REKTÖR'E FENA YÜKLENDİ;

CHP’Lİ ÖZEL, REKTÖR’E FENA YÜKLENDİ;

"BU DA İLERİ DEMOKRASİ REKTÖRÜ”   CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, twetter sayfasında CBÜ Rektörü Prof.Dr.Mehmet Pakdemirli’ye yüklendi. Özel, “Bu da ileri demokrasi rektörü” diyerek Pakdemirli’yi eleştirdi.   CBÜ tarafından 2 öğrenciye uzaklaştırma cezası verilmesi tepkilere neden oldu. CBÜ Rektörü Prof.Dr. Mehmet Pakdemirli’ye bir eleştir de CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’den geldi. Özel’in twetter sayfasından yaptığı açıklama şöyle:    “Çiçek olmak nedir bilir misiniz? İlkokulu 1980’ den sonra okuyanlar iyi bilirler. Öğretmen kıpır kıpır, hareketli, hep beraber kanı kaynayan sınıfa seslenir: “hep beraber çiçek oluyoruz!” Kollar göğüs üzerinde bağlanır, artık kıpırdamak, sağa sola dönmek, hareket etmek, konuşmak yasaktır. Bu durumu bozan hemen fark edilir ve cezalandırılır 80 sonrası çok sayıda öğretmen, eğitimci, öğrenci, aydın, devrimci, sağcı, solcu, ülkücü çiçek oldular. Hiç o günlerin acılarını yaşamadıkları, bedelini ödemedikleri halde o günlerle hesaplaşma vaadiyle bu işin rantının peşinde olan birileri şimdi üniversitelere sesleniyorlar: “hep beraber çiçek oluyoruz!” Rektörlerin, dekanların, akademisyenlerin, öğrencilerin çiçek olmadıkları özgür ve özerk üniversitelerin özlemiyle… Her şeyin başı sonu eğitim. Dolmabahçe'de bizzat başbakandan alınan eğitimin olumlu sonuçlarını “Çiçeği Burnunda” rektörümüz Celal Bayar Üniversitesi'ne taşıdı. Başbakan Yardımcısı Sn. Bülent Arınç rektörü ziyaret edecek. O sırada dışarıda binanın arkasında bir grup üniversite öğrencisinin hükümetin öğrencilere tutumunu protesto etmek üzere toplandıklarını duyuyor. Gençlerin ellerinde hiçbir şey yok. Sadece seslerini duyuracaklar mümkünse. Polis başlarında, hatta öğrenciden daha kalabalık polis var. Rektör bir hışımla iniyor aşağıya, gençlere çıkışıyor. Ne yaptıklarını, bu yetkiyi kimden aldıklarını soruyor. Gençlerden biri Cumhuriyeti savunduklarını, bu yetkiyi gençlere Atatürk’ün verdiğini söylemez mi? Çılgına dönüyor. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor:  “Sizler Atatürk’ten görev alamazsınız. Atatürk’ten yetki aldıysanız ben de sizi bu üniversiteden atarım. Cumhuriyeti savunacaksam ben savunurum. Size kalmaz bunu savunmak. Ben, size cumhuriyeti savunmak için görev vermedim. Siyasi slogan atarsanız kimliklerinizi toplarım. Üniversiteden atarım hepinizi. Hemen dağılıyorsunuz. Burası benim üniversitem. Burada slogan atamazsınız. Eğer atarsanız emniyet görevlileri kimliklerinizi toplayacak.” Evet. Bir üniversitede rektörün kimlik toplama yetkisi var mıdır? Rektör, polise talimat verebilir mi? Verirse polis kimlikleri toplar mı? Bunlar abuk sorulara sabuk cevaplar köşesine kalsın da, bizler ,ileri demokrasinin meyvelerini toplamaya devam ediyoruz. Bu da “İLERİ DEMOKRASİ REKTÖRÜ” Hayırlısı olsun. Ne demeli, ne yazmalı bilemiyorum. Şehrimizi ve şehrimizin üniversitesini daha rektörlüğünün ilk ayında böylesi bir şekilde ana haberlere taşıdığı için kendisine ne desem bilemiyorum. Cumhuriyeti savunacaksam ben savunurum siz kim oluyorsunuz diyor ya gençlere. Bakın Atatürk kendisine ne diyor:  Türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük kıpırtı ve davranış duydu mu, 'bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır' demeyecektir. Hemen araya girecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, 'polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir' diye düşünecek, ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, 'demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek!' Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, İsmet Paşa'ya ve meclise telgraflar yağdırıp haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, 'Ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek benim görevimdir!' İşte benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği!' ( Bursa- 6 Şubat 1933) Rektörümüzü kutluyorum. Ölümünden 73 yıl sonra Paşa'dan bu yanıtı almakta kendisine nasip oldu.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.