CHP'DEN ŞOKE EDEN CEZAEVİ RAPORU

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Manisa Milletvekili Özgür Özel, Türkiye cezaevlerinin hastalık üreten mekanlar olduğunu söyledi. Mahkumların yüzde 33'ünün sindirim sistemi şikayetinin bulunduğunu belirten Özel, görüştükleri mahkumların yüzde 10'nun tansiyon hastası olduğunu, yüzde 9'nun kalp hastası, yüzde 7'sinin şeker ve yüzde 7'sinin de kanser tanısı konmuş hastalar olduğunu ifade etti.

CHP'DEN ŞOKE EDEN CEZAEVİ RAPORU

CHP’DEN ŞOKE EDEN CEZAEVİ RAPORU 

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Manisa Milletvekili Özgür Özel, Türkiye cezaevlerinin hastalık üreten mekanlar olduğunu söyledi. Mahkumların yüzde 33’ünün sindirim sistemi şikayetinin bulunduğunu belirten Özel, görüştükleri mahkumların yüzde 10’nun tansiyon hastası olduğunu, yüzde 9’nun kalp hastası, yüzde 7’sinin şeker ve yüzde 7’sinin de kanser tanısı konmuş hastalar olduğunu ifade etti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, bazı cezaevlerinde kapasite yetersizliği nedeniyle mahkumların üst üste yattığını, bazılarında ise mahkumların nöbetleşe uyuduğunu belirterek, mahkumları ziyarete gelen kız çocuklarının ve kadınların iç çamaşırına kadar arandığını söyledi.  CHP Cezaevi Komisyonu üyesi Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Muğla Milletvekili Nurettin Demir ve Manisa Milletvekili Özgür Özel parti genel merkezinde düzenlendikleri basın toplantısıyla “hasta mahpuslar” raporunu açıkladı. Komisyonun bir yılı aşkın bir süredir devam eden çalışmalar sonucunda 50’ye yakın cezaevinin 106 kez ziyaret edildiğini belirten Ağbaba, ziyaret edilen cezaevlerinin nüfusunun 130 bini aştığını ve cezaevlerinin tutuklu ve mahkumu ile Kilis’in, Tunceli’nin, Ardahan’ın ve Bayburt’un nüfusundan fazla olduğunu söyledi. CHP Cezaevi Komisyonu üyeleri olarak en çok tutuklu milletvekilini, en çok tutuklu öğrenci, en çok tutuklu avukat, en çok tutuklu gazeteci, en çok tutuklu bilim adamını ziyaret eden milletvekili olduklarını kaydeden Ağbaba, hapishanelerde tutukluluk sayısının fazla olmasının sebebinin AK Parti hükümeti olduğunu ileri sürdü. Ağbaba, “Zaman zaman bizim ziyaretlerimizle ve medyanın da bu konuda gösterdiği duyarlılıkla ülke gündemine ölüm, isyan, yangın, ölüm oruçları, taciz-tecavüz, işkence ve kötü muamele gibi başlıklar altında gelen hapishaneler meselesi köklü bir reformu gerektirmektedir ve bu reformun en acil boyutunu da hasta mahpuslar konusu oluşturmaktadır” dedi.
“BAZI CEZAEVLERİNDE KAPASİTE YETERSİZLİĞİ NEDENİYLE MAHKUMLAR NÖBETLEŞE UYUYOR” Raporun özelinde yer verilen hasta mahpuslar konusu dışında cezaevlerinde çok çeşitli ve acil çözüm bekleyen sorunlar da bulunduğunu dile getiren Ağbaba, konuşmasına şöyle devam etti: “Bizler yaptığımız tespitler sonucunda hapishanenin ‘tipine’ veya hapishanenin idaresinin inisiyatifine bağlı olarak sorunlar çeşitlenmektedir. Bazı F tipi hapishanelerde su günün belli saatlerinde verilirken, başka bir F tipi hapishanesinde su sorunun olmadığını görüyoruz. Örneği 1 nolu cezaevinde mahkumlara günlük 50 litre sıcak su, yani yaklaşık 110 saniyede dolan bir suyla günlük ihtiyaçlarını insanlar gidermeye çalışmaktadır. Traş, günlük temizlik ihtiyaçları ve bulaşık gibi ihtiyaçlarını günlük 110 sanayide dolan bir kapla yapmaya çalışmaktadır. Bir başka cezaevinde günlük traş olma zorunluluğu bulunmakta ve olağan dışı sakal gibi sorunlar gündeme gelmektedir. Cezaevi idaresine sorduğumuz zaman olağan dışı sakaldan ne anlıyorsunuz diye sorduk, hatta Cübbeli Ahmet Hocanın sakalı olağan dışı mıdır, değil midir diye sorduğumuz zaman bize cevap veremediler. Yine F tipi hapishanelerin bir çoğunda kitap sayısında sınırlama yapılırken, bazılarında yasaklı kitap listesi oluşturulmakta. Bazı cezaevlerinde kapasite yetersizliği nedeniyle mahkumlar üst üste hatta nöbetleşe uyumaktadır. Türkiye’nin bir çok cezaevinde nöbetleşe uyuduğuna şahit olduğumuzu belirtmek isterim.”
“ÇIPLAK ARAMA F TİPLERİNİN TAMAMINDA VAR” Bir koğuştan bir koğuşa elden kitap gönderilemediğinin altını çizen Ağbaba, “Bir koğuştan bir koğuşa kitap göndermek için kargo yolu kullanılmaktadır. Bir kitap 7.5 lira kargo parası verilerek yan hücreye 15 günde ulaştırılmaktadır” dedi. Sohbet sürelerinin her cezaevinde farklı uygulandığını kaydeden Ağbaba, hiçbir cezaevinde kanunda yazan 10 saatin kullandırılmadığını aktardı. Bazı cezaevlerinde mahkumların istediği kanalların izletilmediğini vurgulayan Ağbaba, bir çok cezaevinde gazetelerin geç verildiğini söyledi. Ziyaret edilen F tipi cezaevlerinde hapishaneye ilk girişte çıplak arama yapıldığını belirten Ağbaba, “Örneği platin olan bir mahkum x-ray cihazından geçerken sürekli öttüğü için her giriş çıkışta çıplak aramaya tabi tutulmaktadır. Bazı hapishanelerde Türkiye’nin gerçeği olan oyuk araması var. Bir cezaevinde bu tespit edildi ve görevlileri değiştirildi. Çıplak arama F tiplerinin tamamında var. Bu kadar teknoloji gelişmiş iken bunların yapılması açıkçası insan bedenin dokunulmazlığının ihlalidir. F tipi hapishanelerde revire veya telefona giderken ayakkabı araması yapılmaktadır. Bazı hapishanelerde yazarlara, sanatçılara, TBMM’ye hitaben yazılan mektuplara el konulmaktadır. Bunları sakıncalı mektup olarak değerlendiriliyor” şeklinde konuştu.
“KIZ ÇOCUKLARI İÇ ÇAMAŞIRLARINA KADAR ARANIYOR” Mahkumları ziyarete gelen insanların sıkı aramalardan geçirildiğini ve tacizlerle yüz yüze kaldığını öne süren Ağbaba, ziyaret gelen kız çocuklarının ve kadınların iç çamaşırlarına kadar arandığını söyledi. Sincan Cezaevi’nde islami bir davadan yatan bir mahkumun, kız çocuğunu 5 yıldır görmediğini ifade eden Ağbaba, mahkum babanın bunun sebebi olarak kız çocuğunun cezaevine geldiğinde iç çamaşırına kadar soyulduğunu söylediğini kaydetti. Bazı cezaevlerinde renk yasakları konduğuna dikkat çeken Ağbaba, “Bazı cezaevlerinde Ceza İnfaz Koruma Memurlarının kıyafetine benziyor diye mavi gömlek giymek yasak. Kırmızı renk sol örgütlerin propagandasını çağrıştırıyor diye, yeşil renk askeri kıyafete benziyor diye yasaklı durumdadır. Cezaevlerinde öyle yasaklar var ki, iki taneden fazla kazan giymek yasak. Kuru kalem dahil olmak üzere her türlü kalem yasak, renkli kalem yasak, türkü söylemek yasak. Eski bir atletle yer silerseniz, atleti amaç dışı kullandığınızdan disiplin suçu alıyorsunuz. Hapishanelerde, insanların suç tipine ve siyasi görüşlerine göre özel ayrımcılıklar da üretilmiş durumda. Örneğin Silivri Cezaevi’ndeki mahkumlar, sohbet hakkı, sosyal etkinlik ve kurs benzeri hiçbir etkinlikten faydalanamamaktadır” dedi.
“EŞCİNSEL MAHKUMLARA ONUR KIRICI UYGULAMALAR YAPILIYOR” Farklı cinsel yönelimleri olan mahkumlara ayrımcılık yapıldığını vurgulayan Ağbaba, bu tür mahkumlardan eşcinsel olduğu için rapor istendiğini ve rapor alma sürecinde mahkumlara onur kırıcı uygulamalar yapıldığını söyledi. Farklı cinsel yönelimleri olan mahkumların etkinliklere katılamadığını, güvenlik gerekçesi ile açık cezaevlerine gitmelerinin engellendiğini kaydeden Ağbaba, “Bir çok cezaevlerinde keyfi disiplin cezaları veriliyor” dedi. Bir kadın mahkuma 7 yıl görüşme yasağı getirildiğini aktaran Ağbaba, keyfi uygulamalarda buna benzer örneklerin çok olduğunu belirtti. Hapishanelerle ilgili olarak en yakıcı bir diğer sorunun tecrit olduğunu belirten Ağbaba, “Kanlı bir operasyonla hayatımıza sorulan F tipleri bütün olumsuz hapishane koşullarına, insanın insansızlaştırılmasını etkilemiştir. F tipi hapishaneler hücre hücre bölünmüştür. Her hücrede insanlar bulunmaktadır. F tipi hapishaneler insanların birbirleriyle iletişim kurmamaları için inşa edilmiştir” dedi.
Türkiye cezaevlerinin hastalık üreten mekanlar olduğunu belirten Özgür Özel, cezaevlerinde yatan mahkumların tamamına yakının göz şikayetleri olduğunu aktardı. Mahkumların yüzde 33’ünün sindirim sistemi şikayetinin bulunduğunu belirten Özel, görüştükleri mahkumların yüzde 10’nun tansiyon hastası olduğunu, yüzde 9’nun kalp hastası, yüzde 7’sinin şeker ve yüzde 7’sinin de kanser tanısı konmuş hastalar olduğunu ifade etti. Cezaevi Komisyonu üyeleri olarak gördükleri en büyük eksikliğin hastaneye sevk işlemlerinin aşırı uzun oluşu olduğunu belirten Özel, hastaların hastaneye sevkinin haftalar sürdüğünü öne sürdü. Sevk araçlarının hastaları taşımasının uygun olmadığını dile getiren Özel, hastaların sevk araçların da hastane bahçesinde saatlerce bekletildiğini söyledi.
“HASTA MAHKUMLAR TUVALET İHTİYAÇLARINI SEVK ARAÇLARININ İÇERİSİNDE GÖRÜYOR” Mahkumların insani ihtiyaçlarını sevk araçlarının içerisinde pet şişelerle gördürüldüğünün altını çizen Özel, bu nedenle araçların içine kokudan girilemediğini söyledi.
“MAHKUMLAR KELEPÇEYLE AMELİYAT EDİLİYOR” Türkiye hastanelerinde mahkumların kelepçeyle muayene edildiğini vurgulayan Özel, komisyonun kelepçeyle ameliyat eden mahkumların olduğunu gördüklerini ifade etti. Bir mahkumun kelepçeyle fıtık ameliyatı olduğunu öğrendiklerini aktaran Özel, “Sedyeye kelepçeyle bağlı olduğu halde gırtlak ameliyatı olan var” dedi.
“YANLIŞ İLAÇ UYGULAMASI VAR” İlaç eczacılık hizmetlerinin Türkiye cezaevlerinde olmadığını belirten Özel, “Bir karaciğer hastasına hangi ilacı kullandığını sordum da, kendisinin gösterdiği ilaç altı aydan çok kullanılırsa karaciğer kanseri yapar denen ilacı hasta tam 6 yıldır kullanmaktadır. Bunu sana uyarmadılar mı dediğimiz de ‘yok ilacımı söylüyorum getiriyorlar’ diyor. Bir diğer hastaya ilaçlarını say dediğim de tansiyon ilacı olarak kullandığı ilacın şeker ilacı olduğu ortaya çıkıyor” diye konuştu. Türkiye cezaevlerinde bir çeşit diyet yemeği çıktığını belirten Özel, o gün diyet yemeği olarak çıkan patates yemeğinin şeker hastaları için çok zararlı olduğunu aktardı.
“BİR HEKİM OLARAK UTANDIM” Muğla Milletvekili Nurettin Demir ise, yaptığı konuşmada, cezaevlerine yaptıkları ziyaret sırasında gördükleri manzaradan bir hekim olarak utandığını söyledi. Mahkumları günlük üç öğün verilen yemeğin 4 lira olduğunu, mahkumlara verilen yemeğin durumunun çok kötü olduğunu belirten Demir, bu yemeklerden infaz memurlarının da yediğini ve mahkum çocuklarında bu yemekten yemek zorunda olduğunu ifade etti. Mahkum çocuklarının okullarda dağıtılan sütten mahrum bırakıldığını vurgulayan Demir, mahkumlara verilen yemeklerin hastanelerde ve askerlere verileyen yemeklerin kat ve kat altında olduğunu ifade etti.
“YAŞLI MAHKUMLAR HEKİME GİTMİYOR” Yemekler dolayısıyla sindirim sistemi hastalıklarının ortaya çıktığının altını çizen Demir, mahkumların iki ve üzerinde hastalığı olan mahkum sayısının yüzde 50’lilerin üzerinde olduğunu belirtti. Yaşlı mahkumların yaşadıkları sıkıntılar dolayısıyla muayene olmak istemediğini sözlerine ekleyen Demir, yaşlı hastaların çıplak muayeneyi onur meselesi yaptığı için hekime gitmediklerini gördüklerini kaydetti.
“MHP MİLLETVEKİLİ ALAN’I DA ZİYARET ETTİK” Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan MHP Milletvekili Engin Alan’ı ziyaret ettiklerini de aktaran Demir, Alan’ın kendilerine Silivri Cezaevi’nin nemden çürüdüğünü söylediğini dile getirdi. Cezaevlerinde kışın ısınma sorunu yaşandığını belirten Demir, yazında klima olmadığı için insanların birbirleri ile boğuştuğunu söyledi.
“RAPOR TBMM BAŞKANI ÇİÇEK’E DE VERİLECEK” Düzenlenen raporu bugün TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e teslim edecekleri belirten Veli Ağbaba, Adalet Bakanı Sadullah Ergün’den alacakları randevu ile bu raporu bakanlık ile de paylaşacaklarını açıkladı.
“İMRALI’YA ZİYARET YOK” Gazetecilerin sorularını da cevaplandıran Veli Ağbaba, bir gazetecinin terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın da cezaevi koşullarından şikayetçi olduğunu ve İmralı’ya da bir ziyaret gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceklerini sorması üzerine, böyle bir düşüncelerinin bulunmadığını ve böyle bir niyetlerinin de olmadığını söyledi.
“MAFYA BABASININ CEZAEVİNDE ÖZEL MAKAM ODASI VAR” Komisyonun ziyaretleri sırasında şartlarından memnun olan mahkumların da olup olmadığının sorulması üzerine ise Ağbaba, “Bazı cezaevlerinde var. Edirne E Tipi Cezaevi’nde kalan mahkumlar memnun. Malatya cezaevinin koşulları daha iyi” dedi. Mustafa Balbay’ın, Tuncay Özkan’ın ve Soner Yalçın’ın kaldığı cezaevine gittiklerini ve isminin çok iyi bilinen ve mafya babası olduğu iddia edilen bir kişinin özel görüşme odası olduğunu gördüklerini belirten Ağbaba, “Özel antetli kağıt, özel kalem, başlıklı zarf olduğu gördük tesadüfen. Mustafa Balbay’ı beklerken yanlışlıkla girdik. Baktık ki bizim milletvekillerinin odası kadar büyüklükte bir makam odası var. Orada Mehmet Haberal, İlker Başbuğ gibi insanların ağır tecrite tabi tutulurken gördüğümüz manzara karşısında ilk başta inanamadık. Ama bir baktım makam adasında koltuğu özel, altın kaplama mektup açacağını, isminin yazılı olduğu çok şık şeyler vardı” dedi.  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.