ÇALIŞAMAYAN GAZETECİLERİN DE GÜNÜ KUTLU OLSUN

ÇALIŞAMAYAN GAZETECİLERİN DE GÜNÜ KUTLU OLSUN

ÇALIŞAMAYAN GAZETECİLERİN DE GÜNÜ KUTLU OLSUN

ÇALIŞAMAYAN GAZETECİLERİN DE GÜNÜ KUTLU OLSUN

Dikkat ederseniz çalışmayan demiyorum, çalışamayan diyorum. 

Çünkü onlar cezaevinde oldukları için çalışamıyorlar.    Dışarıda ve hür olsalar çalışacaklar. Gerçi dışarıdakilerin önemli bir kısmının da hür olduğu söylenemez ya, memleketimin halleri  işte.    Ya da ileri demokrasinin nimetleri.   Kuvvetler ayrılığı ne ola ki, yasama, yürütme ve yargıdan sonra, 4. Güç olarak tanımlanan basın apayrı, bağımsız bir güç olsun, olabilsin?    Oysa ki bu cumhuriyetin kurucusu, ‘Basın özgürlüğünü sınırlayacak tek şey, basın özgürlüğünün kendisidir’ demişti neredeyse yüz yıl önce.    Yüz yıl sonra geldiğimiz yer, öyle sanıyorum ki, İstibdat Döneminde bile görülmemiş bir tahammülsüzlüğü barındırıyor içinde. Muhalifsen yandın. Henüz baskıya vermediğin bir kitap için bile tutuklanabilirsin. E zaten, bunun bir sonraki aşaması, düşünme yasağı.      Öyle ya düşünüp yazmışsın ama henüz hiç kimseyle paylaşmamışsın, buna rağmen eyleminde bir suç unsuru bulanabiliyor. Eylemin ne? Düşünüp yazmak. Düşünmeden yazılamayacağına göre, aslında engellenmek istenen senin düşünmen. Hele bir de Allah muhafaza, farklı düşünmen, aykırı düşünmen.   Millet olarak çağlar boyu, kaan, hakan, hükümdar, bey, paşa, padişah ve nihayet cumhurbaşkanı gördük, baskıcılık konusunda en fenasının 2. Abdülhamit olduğu söylenir. Ama O’nun döneminde bile konuşan, konuşabilen Hacivat – Karagöz, Pişekar - Kavuklu’’ların var olduğu rivayet edilir. Ki doğrudur.    O en baskıcı padişah bile susturmaya çalışmamıştır, sonuçta halk adına konuşanları. Sansürün, baskının ve jurnalin alası mevcutken, inceden halkın şikayet, dilek ve temennilerini dile getirenlere hoşgörü de mevcuttur.    Yoksa adam padişah; ‘Karagöz, Hacivat, Orta Oyunu Tiz Yasaklana’ der konuyu kökten çözerdi. Demediğine göre, azıcık hoşgörü sahibiymiş demek ki.    Eni sonu, altı üstü, hepsi hepsi bir televizyon dizisi olan, ondan daha fazla da bir şey olmayan, hayal ürünü ve kurgu olduğu besbelli bir şeye bile tahammül olmaması değil beni asıl endişelendiren. Asıl dertlendiğim odur ki, baskıya maruz kalıp, Meral Okay’ın kemiklerini sızlatacak ölçüde gerçekleştirilen muhteşem dönüşüm.   Yapımcılar, yayımcılar, yayıncılar bu hale geldiyse, fikirlerini beyan etmekten gayri suçu olmayan yüzlerce gazeteci hapisteyse ve yazarlar çizerler, yazdıkları çizdikleri her şey için, önce bir durup düşünme ihtiyacında ve ‘aman büyüklerimizi kızdırmayalım’ hesabındaysa, nerde kalmış hürlük, özgürlük?    Sahiden hür, özgür ve bağımsız,  Otosansürden başka baskıya maruz kalmayan ve  Vicdanından başka kimseye hesap vermeyen  gazetecilerin çoğalması dileğiyle, Çalışan, çalışamayan ve çalıştırılmayan gazetecilerin gününü kutluyorum. 

Naime Simsaroğlu


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.