BİZ KİMİN SÜTÜNÜ İÇİYORUZ?

Son yıllarda helal gıda kavramını sıkça duyar olduk.

BİZ KİMİN SÜTÜNÜ İÇİYORUZ?

 BİZ KİMİN SÜTÜNÜ İÇİYORUZ?  

Son yıllarda helal gıda kavramını sıkça duyar olduk. Sırf helal gıda üzerine satış yapan marketler de açılmaya başladı.  Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülent Koşmaz’ın öngörülerine güvenirim. O da geçen gün bu detaya dikkat çekti. Helal gıda sektörünün hızla büyüyeceğini vurguladı.

Gıda sektörü hileye belki de en açık meslek. Hatta Türkiye’de sonuna “terör” ifadesi eklenen ender sektörlerden biri. Ki helal gıda hızla yaygınlaşıyorsa bu maalesef ülkemizde “gıda terörü” olduğuna dair güçlü bir işarettir. Çünkü ve yine maalesef bir tarım ve hayvancılık ülkesi olmamıza rağmen birçok ürünü tüketirken adeta kendimizi zehirliyoruz. Bizi zehirliyorlar. Hem de karşılığında paramız da alarak!

Örnek vermeme hiç gerek yok. Pazarlar, dev marketler o zehirli ürünlerle dolu. Üstelik süslü ambalajlar, janjanlı markalarla paketlenmiş yüzlerce ürün rafta “beni al” diye adeta göz kırpıyor. Tabi alıp yedikçe rafta durduğu gibi durmuyor midede!

Bir sürü hileli ürün. Sağlık Bakanlığı bazılarını ifşa etti. Belki bu girişimler birazcık caydırıcı oldu. Ancak sorun çözülmedi. Faydalı diye aldığımız birçok ürün aslında zararlı! Bunu bile bile alıyoruz. 

Üstelik fiyatları da son derce yüksek. Bilinen bir markaya ait sütün fiyatı 2.75 TL’yi gördü geçen hafta. Oysa doğal 1 litre sütü mandırada sadece 1 TL’ye almak mümkün.  Ya da yakın çiftlik, belde ve köylerde daha da ucuza üstelik gerçek süt alma şansımız var. Daha da maharetliyseniz o sütü kaynatıp doğal yoğurt olarak da mayalayabilirsiniz. Hem ucuz, hem doğal hem de faydalı.

Hazır yoğurt sanki başka bir şey! Eğer yoğurt bu ise bizim çocukluğumuzda bu yana annemizin, ninelerimizin mayalayıp soframıza koyduğu, hatta kaşık kaşık zorla yedirttiği o muhteşem şey neydi? O yoğurt ise bugün bize yedirilen ne?

Bu işin sağlığımızı ilgilendiren yanı… Bir de cebimizden çıkan paralar var.  

Pakette süt çok pahalı. Mesleğim gereği çiğ süt fiyatlarına vakıfım.  Firmalar anlaşmalı oldukları çiftliklerden sütü 80-90 kuruşa alıyor. Fabrikaya giden süt önce yüksek derecede şok sistemiyle ısıtılıp yine şok bir soğutmanın ardından paketlenmeye hazır hale geliyor. Böylece sütün daha uzun ömürlü olması sağlanmış oluyor. Ancak bu işlem sütü süt olmaktan çıkarıyor. Sadece rengi ve mümkünse birazcık tadı kalıyor.  

YA FİYATI?

Çiftlikten 80-90 kuruşa alınan süt çeşitli işlemlerden sonra bir de bakıyorsunuz doğal fiyatının tam 3-4 katı bir paraya size satılmış. Üstelik borsa gibi… Fiyatlar sürekli değişiyor. Birileri bu işten ciddi paralar kazanıyor. Ancak kazananın üretici olmadığı kesin. Bu işin zahmetini çeken hayvan üreticileri, kaymağını yiyen ise başkaları…

Sektördeki birçok ürünle ilgili benzer örnekler verebiliriz. Maalesef ülkemizde bir gıda terörü var. Ve biz tüketiciler bu korkunç çarka her gün katkı sağlıyoruz mecburen veya farkında olmadan. Yapacağımız şeyler sınırlı. Çaresiz bir şekilde zehirlenmeye devam ediyoruz.  

Bir gün öğretmen sınıfa sormuş;

- Biz hangi hayvanların sütünü içiyoruz?      

Herkes "keçi, koyun, inek" demiş.

Sıra küçük Zeynep’e gelmiş;

-Biz sütçünün sütünü içiyoruz öğretmenim!  

Sahi biz kimin sütünü içiyoruz?

Murat Yalçın 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.