BEYAZ MANİSALILAR

ASIM USLU- BEYAZ MANİSALILAR

BEYAZ MANİSALILAR

ASIM USLU- BEYAZ MANİSALILAR!

Epeydir zihnimde gezinen bir kavramı paylaşmak ve tartışmaya açmak istiyorum. Beyaz Manisalılar! ** Ben bu kavramı kullanırken, çağrışımı tanıdık ama içeriği farklı bir tanımlama yapıyorum. Türk matbuatı, kavramlar mezarlığı üretmekte çok maharetlidir. Demokrasi, insan hakları gibi temel taleplerimizi bile yazarken-çizerken istedikleri gibi eğip bükerler, bir bakmışsınız ki, aynı sözcüklerle başka şeyler söylüyorsunuz. “Beyaz” sözcüğünü de bir ön ek olarak çok sevmiştir basınımız. “Beyaz Türkler” kavramıyla ilgili başta Ertuğrul Özkök olmak üzere yığınla makale yazıldı. Öyle ki, tanımlamanın mucidinin Ufuk Güldemir olduğu ve ABD’deki WASP (White, Anglo-Sakson, Protestan) olarak kısaltılan bir sınıfsal kavramdan türetildiği-uydurulduğu bile unutuldu. Bu fazla kullanılmaktan eprimiş olmasına ve içi boşaltılarak kavram mezarlığımızda yeri hazırlanmasına rağmen ben bu kavramı, büyükşehir olduğu halde birçok şeyi bir adım geriden takip etme taşralığını sürdüren kentim için kullanmakta ve tartışmaya açmakta bir sakınca görmüyorum. ** “Beyaz Manisalılar” derken ne çıkış noktası olarak alınan WASP’ı, ne Ufuk Güldemir’in icadını, ne de Ertuğrul Özkök’ün başka bir mecraya sürüklediği anlamını esas alıyorum. WASP kavramı Amerika’da üst yönetimi belirlemekte etkili, Anglo Sakson kökenden gelen ve Protestan olan beyazları temsil ediyordu ve ABD başkanlarının ancak bu sınıftan gelen insanlar tarafından seçileceğini öngörüyordu. Bunun iki istisnası oldu. Bir tanesi şimdiki başkanları diğeri ise Katolik olan Kennedy idi ki, ABD “elitinin” ya da “derin devleti” nin istemediği bu başkanın sonunu hepimiz biliyoruz. Ufuk Güldemir ise bu kavramı kullanırken, zengin, iyi eğitim görmüş ama kibirli, halktan kopuk insanların oluşturduğu bir sınıfı kastediyordu. Ülke sorunlarına duyarlı olmayan, çağdaşlığı katıksız batıcılık olarak anlayan, Avrupa tatillerinden ödün vermeyen, yalılarda mürebbiyelerle yetişen, ülkenin temel sorunlarına kafa yormamalarına rağmen kendilerini vatanın tek sahibi gören bir sınıf için bu kavramı kullandı. Ertuğrul Özkök ise kavrama yüklenen olumsuz anlamı yok etmek için çabaladı ve “Beyaz Türkler” i, ülke sorunlarına duyarlı, cumhuriyetçi ve Atatürkçü, iyi eğitimli, laik kesimleri tanımlamak için kullandı. Öyle ki, 2010 referandumunda, Hayır oyu veren % 42’lik kesimi toptan “Beyaz Türkler” olarak göğe çıkardı! ** Peki “Beyaz Manisalılar” kim? ** Bence “Beyaz Manisalılar”, öncelikle kendilerini bu kentin gerçek ve tek sahibi sananlardır! Birkaç nesildir Manisalı olmakla kıvanç duyarlar. Zengindirler ama paralarını Manisa dışında veya ülke dışında harcamayı severler. Ticaretle uğraşırlar ama siyasetle de ilgilenirler. Siyasi yelpazedeki yerleri değişkenlik gösterebilir. Bundan rahatsızlık duymazlar. Aslolan Manisa’nın resmi kurumlarının başına kimin veya hangi partinin geleceği değil gelenlerle nasıl bir ilişki kuracaklarıdır. Çok ortalıkta görünmezler. Takıldıkları yerler, görüştükleri kişiler bellidir. İsimleri medyada pek yer almaz, ama orada burada sıradan vatandaşların sohbetlerinde yer tutarlar. Kimi onları çok takdir eder, Manisa’ya yaptıkları katkılardan dem vurur, kimi gıptayla ve sınıfsal bir özentiyle bahseder, kimi de olumsuz hatta yüzlerine söyleyemeyecekleri şekilde incitici konuşur. Kendileri iyi eğitim aldıkları gibi çocuklarına iyi eğitim olanaklarını sağlarlar. Beyaz Manisalı, kentin sorunları için gerçek çözümlerin ve gücün kendisinde olduğunu düşünür. Bu düşünceyi eyleme de geçirir. Eylemin sebebinin Manisa mı yoksa kendilerini daha çok geliştirmek mi olduğunu sıradan bir izleyici ayırt etmekte zorlanır. Bir de onlar adına sürekli sahnede olan, yazan-çizen, konuşanlar vardır. Onları “Beyaz Manisalılar” la karıştırmayın. Onlar “Küçük Manisalılar” dır! ** Kimseyi kötülemek, övmek veya yermek için yazmıyorum. Yaptığım, ülke genelinde iyi veya kötü var olan bir sınıfın kentimizdeki yansımasının resmini çizmekten ibarettir. ** İsim isteyenlere isim veremem, kiminin adını, işini ben de bilmiyorum. Kentin atmosferinde soluduklarımı yazıyorum. Ama “Beyaz Manisalı” olmayanları yazabilirim. ** Her sabah uykulu gözler ve mutsuz yüzlerle servis duraklarında bekleşen yüzlerce, binlerce asgari ücretli “Beyaz Manisalı” değildir! Ahmet Bakkal, Kasap Hüseyin de değildir. Kısıtlı ücretleri için haberden habere koşan muhabirler de “Beyaz Manisalı” değil… Resmi dairelerdeki memurlar, hatta onların amirleri, müdürleri de. Şehrin kenarlarında kümeleşmiş, kümeleştirilmiş, Manisa’da doğmamış ama burada doymaya çalışanlar da değil “Beyaz Manisalı”! Fabrikadaki beyaz yakalılar da, kentin güvenliği için çalışan polisi de, zabıtası da değil. Devletin valisi, belediye yönetimi, emniyet müdürü de değil. Daha asmada üzümü çıkmadan nasıl satacağını düşünen çiftçi kardeşim de değil “Beyaz Manisalı”, kepenklerini mutsuz bir yüzle açarken güler yüzle kapatmayı uman esnaf da değil. ** Ne kadar çok değil mi olmayanlar?  O halde sormayın “Beyaz Manisalılar” kim diye…   Asım Uslu  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.