ANAYASA HER DERDE DEVA MI?

Yeni bir anayasa yapılınca her şey düzelecek mi?

ANAYASA HER DERDE DEVA MI?

ANAYASA HER DERDE DEVA MI?

Yeni bir anayasa yapılınca her şey düzelecek mi?

İşsizlik sorunları çözülecek mi örneğin, istihdam oranımız artacak mı? Sayıları 10 milyona yaklaşan emeklilerin yaşam koşulları iyileşecek mi? 16 milyon öğrencinin eğitim sorunları çözülecek mi? Ataması yapılmayan öğretmenler atanacak, üniversite kapısında bekleyen gençlerin bekleyişleri bitecek mi? 8 milyon engellinin sorunları çözülecek mi? Sağlık koşullarımız düzelecek mi? Maaşlarımız artacak mı, açlar doyacak mı?  

                                                           **

  Halkın kafasındaki sorular yukarıdaki sorular. Ya da bunun gibi hayatını doğrudan etkileyen sorular.   Ben bu ülkede 1982 Anayasası’nın 177 maddesini (işi veya eğitimi gereği okuyanların dışında) okumuş 177 kişi olduğunu sanmıyorum!   Havanda su dövmeyelim, halkın önceliği hukuksal tartışmalar değildir. Temel yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve hak ve özgürlüklerinin genişletilmesidir. O zaman tartışmayı buradan yapmak gerekir. “Yeni” ve “Sivil” Anayasada bu hak ve özgürlükleri ne kadar genişleteceksiniz, çıkış noktanız bu mu olacak? Yoksa devletin nitelikleri, yapısı, işleyişi ile mi ilgili asıl yapmak istedikleriniz? Yani “sivil” anayasadaki özneniz birey mi olacak, devlet mi?                                                              **   Doğru sorular soralım ki, doğru yollara çıkalım... 12 Eylül Anayasası, hala 12 Eylül Anayasası mıdır? 17 kez değişikliğe uğradı 1982 Anayasası, yüzden fazla maddesi değişti ve bu maddelerin çoğu da Avrupa Birliği hedefi doğrultusunda ve onların tavsiyeleriyle değişti.   Mühim olan anayasanın sivil veya asker anayasası olması değil demokratik olmasıdır. Hak ve özgürlükleri esas almasıdır. Geniş bir mutabakatla hazırlanmasıdır.   Bugünkü demokratik kazanımlarımızın birçoğu 1961 Anayasası ile hayatımıza girmiştir. Anayasa Mahkemesi’nden sendikal haklara, sosyal haklardan, kişisel haklara kadar birçok yenilik bu anayasada yer almıştır. Ama gelin görün ki, 27 Mayıs Darbesi’nin bir sonucudur ve onun gölgesinde anıla gelmiştir. Hazırlanış bakımından en demokratik anayasamız 1921 Anayasası’dır ama ömrü yalnızca 3 yıl 3 ay olmuştur!     Önemli olan yasaları yapmak değil, onları hakim kılacak zihinleri yeşertmektir hep birlikte. Biz bu ülkede, “Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz!” diyen cumhurbaşkanları da gördük çünkü...                                                              **   Öyle bir hava estiriliyor ki, sanki anayasa yapıldığında, Özal’ın deyimiyle “çağ atlayacağız”! 140 yıl önce “Yeni Osmanlılar” da öyle düşünüyordu... Anayasa yapılırsa, meclis açılırsa, hükümdar denetlenebilir, ülke ayağa kalkabilir sanıyorlardı. Yeni Osmanlılardan Mithat Paşa, 1876 Anayasası’nı hazırlayan komisyonun başkanıydı. Anayasa demek özgürlük demekti onun için. Diğer Yeni Osmanlı Namık Kemal’di. Vatan şairi Namık Kemal... İsmi “hürriyet” sözcüğüyle anılan Namık Kemal... O da komisyon üyesiydi. Anayasayı onlar hazırladılar. Anayasa ile her şeyin değişeceğini sanıyorlardı...   İki yıl içinde sürgüne gönderildiler. Mithat Paşa Taif’te, Namık Kemal Sakız Adası’nda sürgünde öldü. 30 yıl sonra imparatorluğun yerinde yeller esiyordu...                                                              **   Demem o ki, hedefiniz gerçekten büyük Türkiye ve güçlü bir demokrasi ise –ki hepimizin dileği o- özneniz insan olmalıdır. Soyut tartışmalar değil, başta verdiğim sıkıntıların çözümüne katkısı olacak somut hamleler olmalıdır.   90 yılda 4 anayasa yaptık. Bugün yaşadığımız yığınla sorunun kaynağı 1. madde midir? 2. madde midir, 3. madde midir? Değildir! Sorunu yazılı metinlerde değil, kafamızın içinde arayalım...                                                              **   Şunu da söylemeden edemeyeceğim... Bugün herkes 12 Eylül Anayasası’na karşı değil mi? O halde bu anayasaya % 92 “evet” oyunu kim verdi Allah aşkına? Ya da % 8’de kimler vardı acaba?   Bugüne ışık tutacak birkaç bilgi vermek istiyorum...   Baskı günleriydi. Ülke askeri yönetim altındaydı. “Evet” oyları “beyaz”, “hayır” oyları “mavi” pusulaydı ve insanlar mavi rengi kullanmaya bile korkuyordu. Yeni Asır gazetesi renklerini kırmızıdan maviye çevirdiği için uyarı bile almıştı... Bu baskı ortamında, aktif olarak “hayır” için eylemler yapan, sempozyumlarda konuşanlardan biri kimdi biliyor musunuz? Deniz Baykal!   12 Eylül Darbe Anayasası’nı hazırlayan komisyonun başında Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı vardı. Kendisi bir gazetenin yönetim kurulu başkan yardımcılığında da bulunmuştu. Nazlı Ilıcakların Tercüman gazetesi! Günümüzün demokrasi havarisi Nazlı Ilıcakların...   Anayasa taslağı Danışma Meclisi’nde oylandı ve yalnızca 7 kişi reddetti. Biri kimdi biliyor musunuz? Kamer Genç!   Taslağı referandumdan önce coşkuyla alkışlayıp en büyük desteği veren kurum kimdi? TÜSİAD!   Sadece yüzde sekizlerde kalan hayır oyları en çok hangi ilde çıktı? Diyarbakır! Diyarbakır’dan sonra Tunceli, Elazığ, Muş, Mardin, Bingöl, Siirt...   O baskı ortamında en eleştirel yayını Cumhuriyet ve Milliyet gazeteleri yaptı. Hürriyet gazetesi ise tam da referandum günü şu manşetle çıktı: “Evet, söz milletin” !                                                              **   Anayasa yapıp derdimize deva ararken, kimleri alkışlayıp kimleri yargıladığımızı da bilelim. Bilgisiz yola çıkmayalım...    

Asım USLU


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.