Adriyatik'te unutulan Manisalılar

Yüzyıllardır Karadağ'a bağlı tarihi Bar kentinde yaşayan ve dillerini unutmayan Türkler arasında Manisalılar da var. 63 yaşındaki Bayazid Karagözoviç, atalarının yaklaşık 300 yıl önce Manisa'dan bölgeye geldiğini söyledi.

Adriyatik'te unutulan Manisalılar

Adriyatik'te unutulan Manisalılar

Yüzyıllardır Karadağ’a bağlı tarihi Bar kentinde yaşayan ve dillerini unutmayan Türkler arasında Manisalılar da var. 63 yaşındaki Bayazid Karagözoviç, atalarının yaklaşık 300 yıl önce Manisa’dan bölgeye geldiğini söyledi. Milliyet Gazetesinin haberine göre Osmanlı idaresi altında uzun süre kalan Karadağ’da bu yıl nisan ayında yapılan ve bir süre önce sonuçları açıklanan nüfus sayımında, çoğu Adriyatik sahilindeki Bar kentinden olmak üzere ilk kez 104 kişi kendini "Türk" olarak yazdırdı. Üstelik bu Türkler arasında Manisalılar da var.                          Yüzyıllardır tarihi Bar kentinde yaşayan ve dillerini unutmayan Türkler, "Türkiye’nin son yıllarda bölgede ve dünyada artan etkisinden ilham alarak" kimliklerine sahip çıktıklarını belirtti. Balkanlar’da bir medeniyet inşa eden, Anadolu’dan getirilen nüfusla da bölgeyi adeta bir ikinci "vatan" haline getiren Osmanlı, özellikle Balkan harbinin kaybedilmesiyle birlikte bölgeden çekilmek zorunda kaldı. Osmanlı’nın bölgeden çekilmesiyle birlikte burada kalan Türk ve Müslüman nüfusu ise zor günler bekliyordu. Bölgedeki Türklerin yanı sıra çok sayıda Boşnak ve Arnavut Müslüman, Osmanlının çekilmesiyle birlikte vatanlarını terk ederek, Anadolu’ya göç etti. Göç etme şansı bulamayan ve bulundukları bölgede azınlık konumuna düşerek zor günler yaşayan Türkler ise "bir gün Anadolu’dan kardeşlerinin yine yanlarına geleceği umuduyla" bugünlere dek yaşadı. Balkanlarda bu umudu koruyan Türklerin yaşadığı kentlerden biri de Bar. Osmanlının 1595 yılında fethettiği ve 1878 yılında Berlin Kongresi’yle o dönemki Karadağ Krallığı’na bırakmak zorunda kaldığı Bar, bugün bile birçok özelliğiyle Anadolu’dan herhangi bir kent görünümünü muhafaza ediyor. Yıkılmış camilerin, tarihi evlerin içinde bulunduğu kalenin yanı sıra "Stari Grad" olarak adlandırılan eski şehirde saat kulesi, camileri, türbesi, tekkesi ve bünyesinde barındırdığı Türk, Boşnak, Arnavut gibi Müslüman nüfusla Osmanlı ruhu Bar’da hala yaşatılıyor. BAR’DA TÜRKLERİN YAŞADIĞI İLK KEZ 3 YIL ÖNCE ÖĞRENİLDİ Kosova, Makedonya, Bulgaristan ve Batı Trakya’nın aksine Karadağ’da Adriyatik sahillerinde bir süre öncesine kadar "Türkçe konuşan" Türklerin yaşadığından kimsenin haberi yoktu. Bu bölgede yaşayan Türklerden ilk kez haberdar olan ise yaklaşık 3 yıl önce Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın (TİKA) eski Karadağ Koordinatörü Dr. Gökçen Kalkan oldu.   Şu anda TİKA’nın Sırbistan Koordinatörü olarak görev yapan ve Karadağ’daki görevi sırasında bu ülkenin Cumhurbaşkanı Filip Vuyanoviç tarafından, "üstün başarıları ve çalışmalarından" dolayı ülkenin en prestijli ödülü olan "Devlet Nişanı" takdim edilen Dr. Gökçen Kalkan, Bar’da yaşayan Türklerle ilk olarak 2008 yılında karşılaştığını söyledi. Bar Belediyesi’nde bir toplantıya katıldıktan sonra Bar Kalesi ve eski şehrin bulunduğu alanı ziyaret ettiğini ifade eden Kalkan, Balkanlardaki Osmanlı şehirlerinin bir benzeri olan eski Bar’da yürüyüp asistanıyla Türkçe konuştuğu sırada yaşlı bir amcanın "Hoş geldiniz" sesiyle irkildiğini söyledi. Adının daha sonra "Bayazid Karagözoviç" olduğunu öğrendiği bu kişinin Bar’da yaşayan eski Türklerden olduğunu öğrendiğini ifade eden Kalkan, "Daha önce burada Türklerin yoğun bir nüfusa sahip olduğu, ancak zaman içinde tamamının Bar’ı terk ettiği biliniyordu. Burada Türkçe konuşan, Türk nüfusun olduğunu öğrenince çok şaşırdım" dedi. ADRİYATİK’TEN ÇİN SEDDİ’NE TÜRKÇE KONUŞULUYOR Bayezid Karagözoviç’in kendisinin bölgeye yıllar sonra gelen ilk Türk olduğunu söyleyerek içten sarılması karşısında çok duygulandığını belirten Dr. Kalkan, şöyle konuştu: "Bar ziyaretimden kısa süre önce bir vesileyle Urumçi’de bulunmuştum. Urumçi’de yaşadığım eşsiz güzellikleri hatırlayarak, ’Adriyatik’den Çin Seddi’ne’ kadar Türkçe konuşulduğunu görmüş olma bahtiyarlığını yaşadım." Dr. Kalkan, daha sonra yaptıkları çalışmalarda Bar’da "Karagözoviç, Gülömeroviç, Şahinoviç, Mustafiç, Ömerbaşiç" soyadlı 18 Tük ailesi tespit ettiklerini ifade ederek, ancak bu ailelerden sadece yaşlıların Türkçe bildiğini belirlediklerini kaydetti. Yeni neslin de Türkçe öğrenmesi için Bar’da geçen yıl TİKA’nın desteğiyle Türkçe kursu açtıklarını ve 25 kişilik kursa 100 kişinin müracaat ettiğini belirten Dr. Kalkan, o gün tanık olduklarını şöyle anlattı: "Yaşlı insanlar torunlarının elinden tutarak Türkçe kursuna adeta ’koşarak’ gelmişti. 75 yaşında burada yaşayan Abdullah isimli amcaya kendisinin neden kursa geldiğini sorduğumda, yerel şivesiyle ’Getirmişim baganları (çocuk anlamına geliyor), unukları (Sırpça torun) öğretesiniz onlara dilimizi, alışsınlar Türkçeye’ yanıtını hiç unutamıyorum." ATALARIM 300 YIL ÖNCE MANİSA’DAN GELMİŞLER Adriyatik’in son Türklerinden olan ve eşi Fadila Karagözoviç’le birlikte Bar’ın en yüksek noktasındaki asırlık evlerinde oğlu Cengiz ve Agron’la birlikte yaşayan 63 yaşındaki Bayazid Karagözoviç, atalarının yaklaşık 300 yıl önce Manisa’dan bölgeye geldiğini söyledi.                         Osmanlının bölgeden ayrılmasının ardından kendi dedelerinin bölgedeki diğer Türkler gibi Bar’ı terk etmediğini ve burada kaldıklarını ifade eden Karagözbegoviç, Türkçeyi ise aile içinde sürekli konuştukları için unutmadığını söyledi. Yaklaşık 40 yıl öncesine kadar Eski Bar’daki çarşıda herkesin Türkçe konuştuğunu ve Türkçenin "şehir dili" olduğunu ifade eden Karagözbegoviç, "Ancak eski nesil hayatını kaybedince Türkçe de unutulmaya başlandı. Ancak şu anda açılan Türkçe kursu sayesinde çocuklarımız, torunlarımız yeniden Türkçe öğrenmeye başladı" dedi. Türkiye’nin son yıllarda bölgede ve dünyada artık önemli bir konuma geldiğine tanık olduklarını ve bundan dolayı büyük gurur duyduklarını ifade eden Karagözbegoviç, "Bundan ilham alarak biz de artık kimliğimize sahip çıkarak son nüfus sayımında kendimizi ’Türk’ olarak yazdırdık" dedi. Bu topraklara bir gün yeniden Türklerin geleceğine olan inançlarını hiç kaybetmediklerini vurgulayan Karagözbegoviç, "Şimdi çok şükür çocuklarımız için Türkçe kursları bile açıldı. Kısa süre önce de eşimle davetli olarak Türkiye’yi gidip oraları görme imkanı elde ettik. Büyük bir milletin çocukları olduğumuzu yeniden hatırladık. Bundan daha büyük onur ve gurur ne olabilir?" diye konuştu. Karagözbegoviç, eski TİKA Karadağ Koordinatörü Dr. Gökçen Kalkan’ın da "Osmanlıdan sonra Bar’a gelen ilk Türk olduğunu" öne sürerek, "Onun sayesinde bizlerin buradaki varlığından haberdar olundu. Biz de burada olduğumuzu haberdar etmek için nüfus sayımında kendimizi Türk olarak yazdırdık" dedi. Fadila Karagözbegoviç de Türkiye’nin büyük ve güçlü bir ülke olduğunu, o ülkenin bir parçası olarak Adriyatik’te adeta "nöbet tuttuklarını" söyledi. KARAMAN KÖKENLİ "BOŞNAK MİLLETVEKİLİ" Karadağ Parlamentosu’nda Boşnak Partisi’nin 3 milletvekilinden biri olan ve Bar’da açılan Türkçe kursuna devam eden Sulyo Mustafiç de AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 40 bin nüfuslu Bar kentinde 15 bine yakın Müslümanın yaşadığını söyledi. Osmanlının bölgeden çekilmesiyle birlikte burada bulunan Türk ve diğer Müslüman nüfusun önemli kısmının da İstanbul ve İzmir’e göç ettiğini belirten Mustafiç, bu ailelerin önemli kısmının da Türkiye’de "Barlı" soy ismini taşıdığını kaydetti. Bar’da şu anda Türkçe konuşan yaklaşık 50 aile bulunduğunu ve bu durumun kendilerini çok sevindirdiğini dile getiren Mustafiç, şöyle konuştu: "Osmanlının buradan ayrılmasının üzerinden 100 yıl geçti. Ancak burada o eski dili konuşan insanların yaşaması bizi çok mutlu ediyor. Burada cami, türbe, tekke gibi tarihi anıtların yanı sıra canlı anıtlarımız da bulunuyor. Burada Türkçe konuşan 50 aile bulunuyor, ancak Türk kökenli insanların sayısı daha yüksektir, fakat zamanla bu insanlar Türkçeyi unutmuşlar. Şu anda burada benim de devam ettiğim Türkçe kursu bulunuyor. Ben ümit ediyorum ki burada kısa sürede bin kişi Türkçe konuşacaktır." Sulyo Mustafiç, kendisinin de Türk kökenli olduğunu ve atalarının yüz yıllar önce Karaman’dan Bar’a gelerek yerleştiğini ifade ederek, "Bizim büyüklerimiz Türkçe konuşmadıkları için biz Türkçeyi öğrenemedik. Ancak Türkçeyi öğrenmeye karar verdim. Çünkü biz bir milletiz ve bu dili de öğrenmemiz lazım." KARADAĞ’DAKİ NÜFUS SAYIMI Karadağ’da 1-15 Nisan tarihleri arasında yapılan nüfus sayımında bir süre önce açıklanan sonuçlara göre Makedonya, Kosova, Bulgaristan ve Batı Trakya’da azınlık statüsü bulunan Türkler, Karadağ’da resmi olarak kayıtlara ilk kez geçti. Karadağ İstatistik Enstitüsü tarafından yapılan açıklamaya göre, bu sayımlarda ülkede 625 bin 266 kişinin yaşadığı tespit edildi. Nüfus sayımında halkın yüzde 44,9’u kendisini Karadağlı, yüzde 28,77’si Sırp, yüzde 8,65’i Boşnak, yüzde 4,91’i Arnavut, yüzde 3,31’i Müslüman, yüzde 1,01’i Roman, yüzde 0,97’si ise Hırvat olarak tanımlarken Türklerin oranı ise yüzde 0,02 olarak kayıtlara girdi. Nüfus sayımına göre 625 bin 266 kişinin yaşadığı ülkede, ilk kez 104 kişi kendisini Türk olarak yazdırdı. Karadağ’da, resmi kayıtlarda Türk nüfusunun yaşadığı kentler ve sayısı şöyle: "Adriyatik sahilindeki kentler: Bar: 36, Budva: 7, Plav: 5, Ulçin: 1, Tivat: 2 Sancak’taki kentler: Plyevlya (Taşlıca): 4, Bijelo Polje (Akova): 18, Rojaye: 6 Diğerleri: Podgorica (başkent): 22, Danilavgrad: 1, Berane: 2 Bu arada, Karadağ’da nüfus sayımında halkın yüzde 72,07’sinin Ortodoks, yüzde 15,97’sinin İslam, yüzde 3,14’ünün Müslüman, yüzde 3,44’ünün ise Katolik, yüzde 1,24’ünün ateist ve yüzde 1,02’sinin ise diğer inançlara mensup olduğu açıklanırken, yüzde 2,61 ise dini inançları konusunda bilgi vermeyi reddetmişti. Karadağ’da nüfus sayımında din hanesi bölümüne "İslam" ve "Müslüman" olarak iki ayrı seçenek gösterilmesine ise İslam Birliği Başkanı (Diyanet İşleri Başkanı) Rifat Feyziç, tepki göstermişti.  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.