AÇ MISINIZ?

Bu dünyaya gelirken, koşullar anlatılıp, 'böyle bir dünyada var olmak ister misin?' diye sorulsaydı, öyle sanıyorum ki, içimizden bazıları, 'aman eksik olsun' derdi.

AÇ MISINIZ?

AÇ MISINIZ?

Bu dünyaya gelirken, koşullar anlatılıp, ‘böyle bir dünyada var olmak ister misin?’ diye sorulsaydı, öyle sanıyorum ki, içimizden bazıları, ‘aman eksik olsun’ derdi.

Bu konuda fikrimiz sorulmadığına, onayımız alınmadığına, tercih yapma şansımız olmadığına ve olamayacağına göre, bu dünyada kalabilmenin, yani yaşayabilmenin asgari koşulları var olmalı hiç değilse. Yani, kendisine isteği ve iradesi dışında konuk gelen tüm canlılara, beslenme garantisi vermek zorunda bu dünya. Verdiğine de eminim aslında. O vermesine veriyor ama, biz berbat bölüşüyoruz, hatta ölümcül.
 
Tek suçlusu biziz açlığın, tek sorumlusu biz. Başka hiçbir canlıya çıkarılamaz fatura. Çünkü bin yıllardır biz hükmediyoruz dünyaya. Dengelerini alt üst eden biziz. Kaynaklarını bencilce kullanan, ‘benden sonrası tufan, benden gayrısı yalan’ diyen bizleriz. Sonuç bu işte. Bakmaya bile tahammül edemediğimiz manzara.
 
Olmuyor, olmuyor. Ekranların, gazete sayfalarının karşısında gözyaşı dökmek çare değil açlığa, defetmiyor ölümü. Ne yapmalı?

Yardım dernekleri, uluslar arası organizasyonlar vs. nedense ferahlatmıyor içimi. Onlara üç-beş katkıyla, geçici vicdan rahatlığı satın alıyoruz hepsi bu. Kesinlikle gerekli, ama yeterli değil bence. Bunların yanı sıra, daha köklü, daha kalıcı, daha etkili bir şeyler yapabilmemiz lazım.

Peki ne? Ne yapılmalı? Çare ne, çözüm nerede? Keşke, keşke pratik bir önerim olabilseydi bu konuda. Olduğumdan daha akıllı olmayı dilediğim anlardan biri işte. Keşke erseydi aklım, keşke daha çok çalışsaydı kafam. ‘Hadi arkadaşlar’ diyebilseydim. ‘Gelin hep birlikte şöyle yapalım.’ Diyemiyorum. Ama yine de yazıyorum. Belki okuyanların içinde, diyebilecek olanlar vardır. Bir çözüm, bir çare üretebilecek olanlar vardır. Paylaşırız, çoğaltırız.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 3. Maddesi’ne yazmayı bilmişiz yaşama hakkını ama yaşatmayı becerememişiz ne fayda? Kağıt üstünde, yasayla filan olmuyor demek ki. Her şey dahil tatillerde vicdan yapmalar da yetmiyor.

İnsanlığımızdan utanmadan yaşayabilmek için, insan olduğumuzu hatırlamak gerekiyor. Mesela bir hatırlatma. Biz komşusu açken tok yatamayandık hani?

İkinci hatırlamamız gereken şey ise şudur kanımca.

Yokluk, fakirlik eyvallah, insan için. Çalışan kazanır, çalışmayan avucunu yalar.  Bu da tamam. Ama hiç kimse açlıktan ölmemeli bu dünyada. Ölüyorsa, suçlu biziz. Sebebi biziz.

Evimize gelen her konuğa sorarız, adettendir. ‘Aç mısınız?’ Dünyaya gelen her konuk da aynı nezaketi hak eder. Bunu sağlayacak olan biziz.

Çareyi bulacak olan bizden başkası değil. Hep birlikte düşünmeye başlayalım mı? 

 

Naime Simsaroğlu


Etiketler; #aç #mısınız

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.