7,2'LİK DERS

Zırnık ekonomi bilgim yok, buna rağmen şu kadarına aklım eriyor. Her sektörde olduğu gibi inşaat sektöründe de üretim koşul ve şartlarını, arz talep dengesi belirler.

7,2'LİK DERS

7,2'LİK DERS

Zırnık ekonomi bilgim yok, buna rağmen şu kadarına aklım eriyor. Her sektörde olduğu gibi inşaat sektöründe de üretim koşul ve şartlarını, arz talep dengesi belirler. Yani biz ne tür evlerde oturmak istiyorsak, sektör bize o tip evler üretir. Mesela şimdilerde moda, 1+1’ler.  Çekirdek aileyi bile atomlarına ayırmaya çalışan, bizi giderek yalnızlaştıran bir akıma kapıldık gidiyoruz. Büyükler yalnız yaşlansın, çocuklar kendi dairesinde yaşasın, ben bi göz evimde tek başıma huzur bulayım falan gibi aslında yaşam kültürümüzle hiç bağdaşmayan eğilimler edindik.             

      Düne kadar, yaşlılarımızı huzurevine terk etmek veya günün birinde terk edilmek en büyük kabusumuz, çocuklarımızın gözümüzün önünde, dizimizin dibinde durması en büyük arzumuzdu. Şimdiyse yalnızlıklar tercihimiz. Kim ne derse desin, geleceğin en parlak, en kazançlı iş alanı genetik mühendisliği filan değil, psikoloji bence.        Neyse anlatmak istediğim konu bu değil. Anlatmak istediğim şu: Yalnız yaşamak ve yalnız yaşlanmak kadar, toplumumuzda eğreti durması lazım gelen bir tercihi bile hayatlarımıza getirip oturttuk da, onca acı ve derse rağmen, bir türlü depreme dayanıklı  binalar talep etmeyi oturtamadık.        Ev alırken aradığımız kriter ve öncelikler, banyoya döşenen fayans kalitesinden öteye geçemiyor bir türlü. Geçiverecek olsa mutfağa kadar uzanıyor en fazla. Hazır mutfak kaliteli mi acaba? Hadi azıcık daha zorlayalım, zemin parkeyse pek makbul, alüminyum doğrama varsa şahane. Bir de çelik kapı. İş tamam. Daha ne olsun. Emlakçıların en sevdiği daire tipi işte. Full.  Daha neyini arayıp sorasın. Bulmuşun evi kaçırma. Şimdilerde aklından çıkmayan 7,2’yi de hiç hatırlama ev alırken. O pek kıymetli, kaliteli fayansların günün birinde altında kalabileceğin ihtimalini hiç getirme aklına. Ki bu ihtimalin her daim var olduğu bir coğrafyada yaşarken. Gözünün önünde bunca yaşanmış acı varken.       Bu tutum nasıl açıklanır bilemiyorum. Eğitim eksikliği, cehalet filan bence yeterince açıklamıyor konuyu. Ölüm korkusundan daha büyük bir öğretmen yoktur kanımca. Ana sınıfından, üniversite sona kadar deprem eğitimi versen, Van’ın bir gecede öğrettiğinden daha fazlasını öğretemezsin bir insana. Aynı öğretmen, aynı dersi uygulamalı olarak, sıkıştırılmış halde, bir gecede 1999’da da vermişti bize. Hiç mi bir şey öğrenmedik? Öğrendik de unuttuk mu? Gölcük depreminin görüntülerini unutan var mı aranızda? Nedir o zaman bu? Kayıtsızlık. Kabul, kayıtsızlık. Ölüme bile mi? Feci şekilde ölmeye, enkaz altında kalmaya, sevdiklerinin ölümüne tanık olmaya? Aklım almıyor. Rasyonel değil. Mantıklı değil. Hiçbir açıklama bulamıyorum.          Bildiğim şu; Bu defalarca ders alamamaların sorumlusu sadece ve tek başına devlet, kamu, belediyeler değil. En az onlar kadar biz de sorumluyuz. İnşaat sektöründe arzı yaratan bizleriz çünkü. Biz ne talep edersek,  sektör bize onu arz ediyor.         Deprem yönetmeliğine uygun olmayan mülkleri satın almıyorum, kiralamıyorum, hiçbir şekilde kullanmıyorum, içlerinde yaşamayı reddediyorum diye tutturduğumuz gün, inşaat sektörü de üretimini ona göre biçimlendirecektir. Bu hassasiyeti en çok da hastaneler ve okullar gibi kamu binalarında göstermemiz gerek. Çünkü Allah göstermesin öylesi bir felakette, yerle bir olan sistemin yeniden çalışabilmesi için bu binaların ayakta kalması hayati önem taşıyor.       Lafın özü; Bu defa, ekran karşısında çaresizce gözyaşı dökmekten ve battaniye göndermekten fazlasını yapalım diyorum ben. Bilinçlenelim. Sorgulayalım. Talep edelim. Bu konuda oluşturacağımız kamuoyu, mevcut yasaların uygulanabilir hale gelmesini sağlayacak, gerekiyorsa daha etkin yeni yasaların oluşumuna yol açacak ve yetkililerin denetim görevlerini daha sıkı ve sağlıklı yapabilmelerine zemin hazırlayacaktır.        Söz konusu olan hepimizin hayatıysa, ki öyle; sorumluluğu sadece yetkililerin üzerine atmak, en basit ifadeyle, aslında sorumluluktan kaçmaktır.   Naime Simsaroğlu

Etiketler; #7 #2 #lik #ders

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.