10. YILINDA AK PARTİ GERÇEĞİ

Türk siyasetinde 21. yüzyılın ilk 10 yılına damga vuran bir partidir Ak Parti. Bir an için kendi siyasi düşüncelerimizi ve duygularımızı bir kenara bırakarak değerlendirme yapalım.

10. YILINDA AK PARTİ GERÇEĞİ

10. YILINDA AK PARTİ GERÇEĞİ   Türk siyasetinde 21. yüzyılın ilk 10 yılına damga vuran bir partidir Ak Parti. Bir an için kendi siyasi düşüncelerimizi ve duygularımızı bir kenara bırakarak değerlendirme yapalım. Ayrıntılara da takılmayalım. Örneğin, AKP mi, Ak Parti mi diyeceğiz, hatta Ak Parti’nin “k” harfi büyük mü yazılacak, küçük mü yazılacak, bunlar bile tartışıldı. Bu tip ayrıntıların üzerinden bile saflaşmalar yaratıldı. Bunları bir kenara bırakalım. Ekonomik göstergeleri konuşarak istediğimiz sonuçları çıkarabiliriz. Ak Parti’yi çok başarılı da kılabiliriz, başarısız da... Bildiğiniz gibi “istatistikler yalan söylemez, istatistikçiler yalan söyler.” Ak Parti’nin Türk siyasetini getirdiği noktayı değil, Türk siyasetinin ürettiği Ak Parti’yi konuşmalıyız. Hangi yüzde 50’de olduğumuzu unutarak bakmaya çalışalım.                                                              **   Ak Parti 10 yıldır Türk siyasi hayatında ve bunun 9 yılını iktidar partisi olarak geçirdi. Hala da büyük kitlesel desteğiyle iktidar partisidir ve yakın zamanda da onu iktidar koltuğundan indirecek bir siyasi oluşum en azından şimdilik görünmemektedir.   Ak Parti ile birlikte Türkiye’de neler değişti? Aslında bu sorunun da yanıtları hangi yüzde ellide olduğunuza göre değişir...                                                              **   Eskiden Bülent Ecevit vardı... Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Deniz Baykal vardı... Erbakan, Türkeş, Özal vardı... Şimdi Recep Tayyip Erdoğan var! Abdullah Gül var... Bülent Arınç, Ahmet Davutoğlu var... Mehmet Şimşek, Cemil Çiçek, Mehmet Ali Şahin var...                                                              **   Eskiden birbirini yemekten ve didişmekten zevk alan koalisyon partileri vardı... Şimdi seçmenin yarısının oy verdiği bir iktidar var...                                                              **   Eskiden ekranlarda Tuncay Özkan, Yalçın Küçük, Oktay Ekşi, Nihat Genç vardı... Şimdi Rasim Ozan Kütahyalı, Nagihan Alçı, Mümtaz’er Türköne, Şamil Tayyar var... Ve her daim olan Nazlı Ilıcak tabi!                                                              **   Eskiden 3. sayfadan Bekir Coşkun alırdı toplumsal gazımızı, Şimdi Yılmaz Özdil alıyor “hehehe” güldürerek “şekerim”!                                                              **   Eskiden yüzde yüzlere çıkan enflasyonla boğuşurduk, Şimdi yüzde 5’leri geçmeyen enflasyonla yaşıyoruz...                                                              **   Eskiden terör vardı... Hâlâ var...                                                              **   Eskiden cübbeleriyle üniversite hocaları yürürdü her fırsatta, Şimdi ne sesi çıkan bir YÖK var, ne türban sorunu var üniversitelerde ne şu ne bu...                                                              **   Eskiden asker Er-bakan’a bildiri imzalatırdı, Şimdi Er-doğan askere imzalatıyor...                                                              **   Eskiden yargının yürütme üzerindeki kontrolünden şikayet ediliyordu, Şimdi yürütmenin yargıyı yönettiği iddia ediliyor... Eskiden DGM’ler vardı, şimdi Özel Yetkili Mahkemeler...                                                              **   Eskiden “Kartel Medyası” denirdi, şimdi ”Yandaş Medya” kavramı türedi...                                                              **   Eskiden ekonomik kriz olduğunda bir gecede faizler yüzde yedi binlere fırlardı, enflasyon üç basamaklı haneler olur, döviz ikiye katlanırdı, Şimdi kriz oldu mu teğet geçiyor!                                                              **   Duble yollar, hızlı trenler, TOKİ’ler ve bunun gibi hizmetlere bu kadar yatırım yapılmıyordu...                                                              **   Neresinden bakarsanız bakın, Ak Parti, tek başına iktidar olmanın da verdiği olanaklarla önemli birçok icraat yapmış, dönüşüm gerçekleştirmiştir.   Siz çoğunluğu sağlayan bir CHP iktidarında ordunun böylesine siyaset dışına itilebileceğine inanıyor musunuz? ‘Askeri vesayete’ dur denmesi Ak Partili olmayan kesimlerce de onaylanmakta ama bunun ‘Ak Parti vesayetine’ dönüşme ihtimalinden duydukları endişelerinden dolayı açığa vurmamaktadırlar.                                                              **   Ak Parti, girdiği 2 yerel, 3 genel toplam 5 seçimden de 1. parti olarak çıkmıştır. Üst üste girdiği 3 genel seçimden de oylarını arttırarak çıkan tek siyasi partidir. % 50 oy, 50’li yıllardan beri görülmedik bir oy potansiyelidir. 1500 belediye Ak Partililer tarafından yönetilmektedir. Son seçimde 21 milyon seçmen bu partiye oy vermiştir.                                                              **   Böylesine bir tablo karşısında, rakip partilerin yaptığı, temelsiz sözlerden öteye gidememektedir. Ak Parti’ye oy verenleri küçümsemek -hatta aşağılamak- Ak Parti’nin oylarını arttırmaktan başka bir işe yaramamıştır. Stockholm Sendromu gibi teşhisler yanlış teşhislerdir. Ak Parti’nin örgütlü mücadelesini, sistematik çalışmasını, parti içi disiplinini, lider ağırlığını ve etkisini, organizasyon ve koordinasyondaki başarısını incelemeden, irdelemeden iktidara talip olmak boş hayalden öteye gitmez.   Maalesef, güya demokrat olup Ak Parti karşıtı olan kentli ama taşra kafalı insanlarımızın örgütlü olmaktan tek anladıkları garip garip, kerameti kendinden menkul sözleri facebooklarında paylaşmaktan öteye gitmemektedir. Özdil yazısını paylaşınca muhalefet görevini yaptığını sanıyorlar ve sonra her seçim sonrası “yahu çevremdeki kimse Ak Parti’ye oy vermemiş, nerede bu Ak Parti’ye oy verenler” diye şaşkaloz şaşkaloz bakınıyorlar.                                                              **   Toplumu anlamadan siyaseti anlayamazsınız!   Toplumun ihtiyaçlarını, önceliklerini belirlemeden yaptığınız siyaset topal olur. Toplumu kendi dünya görüşünüze göre şekillendirmek istiyorsanız, öncelikle toplumdaki değişimleri fark etmeniz, ona göre siyasi hamleler yapmanız gerekir. İnsanları dışladıkça, ötekileştirdikçe gün gelir siz ötekileşirsiniz!   Ak Parti Türkiye’nin bir gerçeğidir! Ak Parti Türk siyasetini bu hale getirmemiştir. Aksine Türk siyaseti kendini erite erite, yiye bitire Ak Parti’yi yaratmıştır.   Eğer on yıllardır siyasi arenadaysanız ve bir türlü çoğunluğu sağlayıp iktidar olamıyorsanız, sorunu kendinizde görmeli, çözüm yollarını ararken de Ak Parti’nin yöntemlerini de göz ardı etmeyip iyi analiz etmelisiniz!   Asım Uslu   

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.